Hakkımda

Fotoğrafım
Hayatı yaşanması gerektiği gibi yaşayan; aynı zamanda insan olmanın gerekliliklerini yerine getirebildiğini düşünen biri. Gülümseme ise hiçbir durumda yüzünden eksik etmediği bir davranışı. Mucizeleri bekleyen değil, onların peşinden koşan; mutluluğu ve huzuru yakalamak için elinden gelen her şeyi yapan aynı kişi.

20 Aralık 2012 Perşembe

Kar Geldi Hoş Geldi

Yılın ilk karı oldu bugün sabah bizi karşılayan. Önceki gibi yağmurla karışık olanından değildi hem de. Gün tam aydınlanmadan pencereden bakma hevesi gelmediği için dışarı çıkınca ilk tepki "Aaa kar yağmış! :)" oldu.  

Gün boyu yağdı, yağdı, durmadı. İzleme keyfine nail olamasam da eve dönüş yolunda yavaş akan trafik boyunca sokak lambaları takip edildi. O, güzel güzel yağarken "Ne iyi oldu böyle. / Yeni yılın heyecanı sardı şimdi bedenleri." cümleleri daha çok kurulur olmuştu. Hemen arkasından eklendi yeni cümleler: " Bayağı da tutmuş bu sefer. / Her yer bembeyaz! :) / Şu ağaçlara bak! Yeni yıl için süslenmiş gibiler."

Eve varıldığında kar topu savaşı da yapılmalıydı tabii. Sonuçta yılın ilk beyazlığıydı elle tutulacak ve eğlendirecek olan. Üşütmüyordu hava, eller donsa da güldürüyordu birbiri ardına atılan karlar. Hoş olmuştu işte!

Apartmandan içeri girene kadar tadı çıkarıldı bolca beyazlığın. Sabah demiştim ya hani "Daha çok yağsa." diye, doğru düşünmüşüm. Beğendim bu durumu.

Yağmurdan daha zevkli kar, belki de az rastladığımdan. Ben karlı şehirlerde yaşamadım önceleri, beş altı yılda bir kendini gösteren kar ya da yolculuk esnasında denk geldiğim görüntüler vardı hayatımda. O yüzden her tanık olduğumda çocuk gibi sevinirdim. 

Bir senedir çocukluğumdan beri alışkın olduğum o ılık ege şehirlerinde değilim. Kuru soğuk değil belki ilgimi çeken; ama Ege' nin de Marmara' nın da birbirine artısı eksisi var gibi gibi. İkisinin de yazı kışı kendine güzel kendine has. Hepsinden biraz biraz yaşaya yaşaya bitiriyoruz bir yılı daha. Birine kavuştuğumda diğerini siliveriyorum hafızamdan, diğerinde olmam gerektiğinde teselli ediyorum kendimi olur olmaz sebeplerle. Sonuçta ben hep mutlu. Olması gereken de bu değil mi?

6 Aralık 2012 Perşembe

Doğru Ya!

- Hatırlamak istemli mi yapılırdı istemsiz mi?
+ İkisine de denk geldiğim oluyor. Sadece hangisinin unutmaktan daha incitici olduğuna dair net bir delil sunamıyorum.
- Unutmak ve incinmek aynı cümlede yer almamalı bence. Zira unuttuğun her neyse, zaten incinmemek için tercih ettiğin değil midir?
+ Öyle sanıyorum ki haklısın. Yalnız hatırlamakla unutmanın arasında her zaman fark, her zaman bağıntı, her zaman çelişki olacak.
- Olabilir. Bu, iki eylemi yapmamıza ya da yapmamamıza engel değil ki.
+ Yani sen diyorsun ki unut; ama hatırla, hatırla; ama unut. 
- Kısacası: Canın nasıl isterse!

2 Aralık 2012 Pazar

Ruha Yolculuk

Yine yağmur düştü bir şehre! Yine pencereler buğulandı gözler gibi. Ve yine temizlendi sokaklar yürekler gibi. Damlaların mırıltısı, rüzgarın nameleri, göğün gürültüsü; alıverdi aklı bedenden. Salınıverdi düşünceler tutsak oldukları zihinlerden.

Ne manalı yağıyor bu yağmur. Ne manalı akıtıyor yaşlarını bulutlar. Oysa amacı yalnızca kış mevsiminin daimliğini belgelemek. 


Hız kesmiyor zamanla, durulmuyor. Israrla devam ediyor vurmaya camlara ve ürkütüyor bazen. Sonra biraz ara veriyor gürlemeye, diniyor. Öylesine bir rahatlık oluşuyor ki doğada, hoşnut ediyor herkesi.

Yine düşüyor sonra o şehre yağmur! Yine umursamıyor başka bir şeyi. "Dinle!" diyor sana, sadece "Dinle!". Beni, benim sayemde kendini, içini... 


Duyuyor musun sahi!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...