Hakkımda

Fotoğrafım
Hayatı yaşanması gerektiği gibi yaşayan; aynı zamanda insan olmanın gerekliliklerini yerine getirebildiğini düşünen biri. Gülümseme ise hiçbir durumda yüzünden eksik etmediği bir davranışı. Mucizeleri bekleyen değil, onların peşinden koşan; mutluluğu ve huzuru yakalamak için elinden gelen her şeyi yapan aynı kişi.

19 Ağustos 2016 Cuma

Sonunu Bilemeden Saçmalamak

Bir gülümsemeyle başlar çoğu güzellik. Bazen bir selam anlamı taşır, bazen evet niteliğinde bir cevap. 
Bir kahkahayla devam eder içtenlik. Kimi zaman yaşaran gözler eşlik eder o samimiyete. 
Samimiyet demişken neydi bu kelimenin sözlükteki anlamı? Gönülden gelen... Yani doğal olan... 
Bu arada yine ayni gülümsemedir gizleyen kederi, hayal kırıklığını, kızgınlığı. 
Her derde deva ağız dolusu gülmektir varolan. 
Gülümseyen mi gülümseten mi marifetli derseniz eğer ikisinin de sırrı kendine. 
Sebepli sebepsiz... Yerli yersiz... Daima...

18 Nisan 2016 Pazartesi

İçler Dışlar Çarpımı

-Yazmaya sebep o kadar çok mu?
+Eh işte!
-Peki nereden başlayacaksın?
+Galiba sondan başa gideceğim.
-Dinlemedeyim...
+Mesela çok heyecanlı bir o kadar da mutlu ve huzurlu birini pardon pardon birilerini hayal et.
-Evet.
+Sonra niyesini düşündüğün soruları bir kenara itip tesadüf kelimesine sığın.
-Tesadüf mü gerçekten?
+Bilmem... Niyesini düşündüklerinin peşinden gitme dedim ya!
-Öyle olsun bakalim. Sonrası, yok yok öncesi demeliyim; öncesi nedir?
+Orası da suyun akışı yönünde gitmek gibi. Güzel yani, baya güzel.
-Merak uyandırıcı doğrusu.
+Farkındayım. Hep bir sonraki hoşluğu düşlemece misali.
-Tariflerini gizler gibi misin acaba?
+Olabilir.
-Eee demeyelim mi o vakit?
+Şimdilik demesek mi?
-Oo sen cevaplardan sorulara geçtiysen işim zor zaten.
+O zaman soru da cevap da olmasın. Hissetmek kelimesine yaşam vermek olsun amaç.
-İyi fikir.

21 Ocak 2016 Perşembe

...şayet

Güven olsun mu bugünün kelimesi? Hani kuşkuların barınamadığı ve korkuların su yüzüne çıkamadığı anda teslim olunan duygu; aidiyet kavramının hakkını veren türden.

Sıfırdan başlayarak adım adım kazanılarak artması mıdır makbul olan yoksa tamamen teslim olma durumundan başlayarak azalıp azalmayacağını gözlemlemek midir aslolan? İkisi de denenmiş ve yorumlanmıştır yüksek ihtimal. Daha doğru olanına karar vermek zordur kuvvetle muhtemel.

Beynin bir oyunu mudur güven duyma isteği ya da güvenememe problemi? Veya beyni zorlayan mıdır mantıkla hareket edemediği söylenen kalp?

Nötr olunabilir mi ki tamamen güven hissi varlığında? Mümkün mü gerçekten böylesine bir anlam? Peki ya zedelenmesi çok mu zor sanki? Bu da bir oyuna dahil olamaz mı? Olabilir elbette.
Tetikleyicisi biraz fazla ise...

29 Kasım 2015 Pazar

Ne Düşündük Ne Oldu!

Bu saatte yazılır mı? Yazılırsa ne yazılır?
Soru sormaları, cevap bulmaları hep mi sever insan?
Konumuz tam olarak ne olsun diye düşünürken aslında bir konu olmaksızın da yazabileceğim ihtimali ağır basarsa çok konuşkan bir yazı olur ortaya çıkan.
Kendinizi bir yere ait hissedip sonra oradan uzaklaşmayı da aynı oranda istediniz mi hiç mesela? Sebeplerini mantıklı kılmaya çalıştınız mı hiç bu çelişkinin?
Alıştım diye düşündüğünüz bir anda aniden meydana gelen birşey yüzünden kendinizi kandırdığınızı ya da tam tersi sayesinde ne kadar da doğru hissettiğinizi farketmediniz mi yani hiç?
Sürekli irdelemek, tetikte beklemek, kuşku havuzunu doldurmak, emin olamamak... Hem her daim hayatınızda hem on adım uzağınızda olmadılar mı?
Sonra mı? Sonrası malum: suskunluk. Gereklilik asla zorunluluk değil.

19 Ağustos 2015 Çarşamba

...?!...

Nasıl bir ülkede yaşıyoruz! 
Yeni bir facia haberi al, üzül, unut ve yeniden hayatına devam et. 
Kötü olayların rutinimize ait olması ne kadar da sıradanlaştı.
Alışmak, zorunluluk, mücadele...
Söylenecek yapılacak bir şeyler varken yok olmayı tercih et.
Mesela susmak gibi mi?
Düşünecek konularımız elbet var. Bu sebeple suçlayamayız zaten ne kendimizi ne başkalarını.
Yalnızca öz eleştiri işte...

14 Aralık 2014 Pazar

Yakisan neydi deseler

Yakismak, uygun dusmek, munasip... Ne guzel kelimelerdir. Yerinde kullanilabilseler, davranislari nitelendirebilseler.
Herkes basaramaz yakisani soylemeyi, gerceklestirmeyi hatta dusunmeyi. Cogu kimse uygun dusup dusmedigini irdeleyemez. Munasip bir dil, bir yol, bir sekil bulamaz; belki de bulmak istemez.
Netice degisecek degildir, bilinir. Kelimelerin hakkini vererek konusmak kolaydir da yasamak zordur.
Dogrusuyla yanlisiyla degerlendirme yapabilen bilir yakisani, uygun duseni, munasip olani. O sebeple dusunecek cok seyi olur kafasinda, anlatacak cok seyi olur dilinde, susacak cok seyi olur gozlerinde.
Bu kelimeleri ozumseyerek yasayamayanlara... .... neyse iste... 

8 Aralık 2014 Pazartesi

Seslilik Icinde

Susmak... Soyleyecegi olmadigi icin mi gerceklestirir insan bu eylemi yalnizca? Soyleyeceklerinin anlasilamayacagini dusundugu icin mesela? ya da anlamsizliga daha fazla anlamsizlik eklememek icin? veya artik gerek duymadigi icin aciklamalara?
Susabilmek... Icine attiklarini haykirmak zor oldugundan mi gerceklestirir insan bu eylemi sadece? Kolay midir sanki haksizliklari sindirebilmek? yoksa anlamli mi degildir konusmak?
Sessizlik... Anlattiklari yorucu olur kimi zaman. Yerine gore de rahatlatici... O rahatliktir seni sana geri veren.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...