Hakkımda

Fotoğrafım
Hayatı yaşanması gerektiği gibi yaşayan; aynı zamanda insan olmanın gerekliliklerini yerine getirebildiğini düşünen biri. Gülümseme ise hiçbir durumda yüzünden eksik etmediği bir davranışı. Mucizeleri bekleyen değil, onların peşinden koşan; mutluluğu ve huzuru yakalamak için elinden gelen her şeyi yapan aynı kişi.

24 Şubat 2011 Perşembe

Çocukluğu Yeniden Yaşamak

Ne güzeldi sadece bir oyuncak derdinde olduğum günler. 
Sokakta, evde, karşılıklı balkonlarda oynadığımız oyunların tadı nerede var ki şimdi. O zamanlar kurduğumuz hayallerin gerçek olabileceğine ne kadar inanıyorsak şimdi tam tersi; umutlarımız kaybolmuş.  

Öyle bir gerçek var ki hala pamuk şeker yerken çocukluğumu anımsayıp geri dönme şansım olsa diyorum. O masum dünyada yaşıyor olsam. 
İnsanların art niyetlerinden, fesatlıklarından, düşüncesizliklerinden, duygudan yoksunluklarından bihaber kalsaydım.  

Büyümek iyi güzel hoş da kaybettiğimiz masumiyetin hesabını kim verecek? Taşlaşan kalpleri kim yumuşatacak? 
İçimizdeki ufaklığı kim uyandıracak?  

Bir çocuğun gözlerindeki ışıltıda boğulmak istercesine 
geri dönmek istiyorum çocukluğuma…  

7 yorum:

Volkan DENİZ dedi ki...

Çocukluğuna dönmeye gerek yokki, içindeki çocuğu serbest bırak yeter..

BuRCu dedi ki...

İçimdeki çocuğu serbest bırakmasına bırakıyorum; ama o zamanlardaki gibi olmuyor maalesef. İnsanları tanıdım bir kere, geri alamıyorum o düşünceleri. Özellikle fesatlıklardan, düşüncesizliklerden uzak kalabilmeyi dilerdim.

Volkan DENİZ dedi ki...

Çok özür dileyerek, bir iki bir şey söyliycem.. Lütfen yanlış anlamayın yazınızdan dolayı sizi samimi gördüğümden..
çocuk, içinizdeki çocuk yani.. Asla hayatı sizin gördüğünüz gibi görmez. O bilmez fesatlığı da, düşüncesizliği de. Demişsiniz ya içimizdeki ufaklığı kim uyandıracak diye. İşte sorun bu uyutmayın onu. Masumiyetinizi istesenizde kaybedemezsiniz. Kaybettiğinizi sandığınız şey hayatın sizden götürdüğü yada sertleştirdiği kabullenme duygunuz. Dünyaya birde o gözle bakın bence.. Bırakın bedeniniz eskisin, yaşlansın, yıpransın ama içinizde yaşattığınız çocuğun o bedenle alakası olmasın. Zihninizi taze tutmanız yeterlidir.. Bunun içinde yapılması gereken tek şey hayata baktığınız pencerenizi değiştirmektir. Birazda yan odadan bakın dünyaya..
Biraz sanki nasihat gibimi oldu ne.. :)
lütfen öyle algılamayın, sadece hissettiklerimi söyledim..
Tamam sustum çok uzatmıyım.. saygılar iyi geceler...

BuRCu dedi ki...

Günaydın :) Merak etmeyin söylediklerinizi yanlış anlamıyorum. Nasihat gibi demeyelim fikir paylaşımı diyelim(yani ben öyle algılıyorum).
Kaybettiğimizi sandığımız şey hayatın bizden götürdükleri evet; ama kabullenme duygumuz kaybolmuyor aksine artıyor bence. Bu yüzden duvarlar örüyoruz artık kendimize.
Anlıyorum, iki yanımız da yaşayabilir. Zaten şu an onu yapıyorum, yapıyoruz.
Bahsetmek istediğim keşke dünya o zamanlar gözüktüğü gibi görünseydi yine, içimizdeki çocuğun bilmediklerini öğrenmeseydik. Bu liste uzar gider işte :) Bedenimle ruhumun ayrı bir kimlik taşımasını istemiyorum, belki benimki taşımıyor zaten; fakat çevremdekilerin de farkında olmasını istiyorum sanırım. Unuttukları iyi niyetleri geri kazanmalarını mı bekliyorum ne? Yan odadan bakabilmeyi onlar da başarabilsin istiyorum.
Bu konuda söyleyebilecek çok sözüm var da işte...
Saygılar...

Volkan DENİZ dedi ki...

Onların bakmasını sağlamak için, görülecek şeylerin cezbedici olduğuna inandırmak lazım önce.. Ama merak etmeyin o kadarda yalnız değilsiniz... :)

GÖK-TÜRK dedi ki...

Güzelmiş.Zaten kim büyümek istedi ki ben istedim mesela.Beni zorla büyüttüler.Hadi bak yemezsen büyüyemezsin dediler yedik büyüdük.:)

BuRCu dedi ki...

Teşekkür ederim Göktürk.

:) Ben de kendime bir yaş sınırı koymuştum, oradan sonra büyümek istemiyorum diye; ama olmadı. Zaman beni dinlemedi.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...