Hakkımda

Fotoğrafım
Hayatı yaşanması gerektiği gibi yaşayan; aynı zamanda insan olmanın gerekliliklerini yerine getirebildiğini düşünen biri. Gülümseme ise hiçbir durumda yüzünden eksik etmediği bir davranışı. Mucizeleri bekleyen değil, onların peşinden koşan; mutluluğu ve huzuru yakalamak için elinden gelen her şeyi yapan aynı kişi.

6 Ocak 2012 Cuma

Kadermiş...

Üzerine çok düşünülen, çok fikir beyan edilen, hatta çok yazılan bir konu… Benim de bu konuda belli bir fikrim var aslında. Düşüncemi her zaman savunmayı sürdürdüğüm halde ara ara soru işaretleri belirmiyor değil beynimde.
Bana göre (edindiğim bilgilere göre öğrendiğim ve inandığım anlamıyla); sınırları baştan çizilmiş, bize bahşedilen akıl sayesinde yaptığımız seçimlerle yolları şekillenen bir harita: kader. Başlangıcı ve sonu belli. Yol ayrımlarında karar, kişiye ait.
Tam da bu noktada en belirgin soru işaretini paylaşmalıyım. Seçimler her zaman kişinin kendisine mi ait? “Dış güçler bunda etkili.” diye fısıldıyor iç sesim. “Etkisi olanları göz ardı etmeyiniz.” diye de ekliyor. İç sesimin haklılık payını araştırmaktan yorulmuş bir halde hayatımı zihnimde yeniden canlandırmayı reddederek kabullenişlere takılıp kalıyorum.
Hayır, benimsediğim tanımlamayı değiştirmek değil asıl niyetim. İsyan, asla değil. Sorgulama sebeplerim var elbet; ancak bazen -ki bunlar bazı dönüm noktaları- suçlayacak birilerini arıyor insan. Ya da haklı birkaç husus. “Neden?” sorusu bir türlü rahat bırakmıyor beyni ve “Yapacak bir şey yok.” tesellisi de yerini alıyor hemen.
Çok fazla irdeleme, bıkkınlık ve isyanı beraberinde getirebilir mesajlı bir tehlike çanı çalıyor ve her şeye rağmen demeye devam ediyor kalp. Unutmaya çalışarak, kazandırdıklarını düşünerek, böyle olmalıymış diyerek… Hatta daha da ileri  gidip ara yol gibi gördüğünün belki de ana yol olduğunu kanıksayarak… Evet, ihtimal dahili bir düşünce. Gerçek olabilecek kadar akıl çelici. Neden olmasın?
Biraz olsun rahatlamaya araç… Güzel. En azından hala umut var. Hep vardı zaten. Ama geleceğe dairdi. Şimdi bahsi geçen ise diğerlerinin aksine geçmişe ve en önemlisi bugüne dair. Şimdi! Araç, amaç için kullanılabilir.
Candan Erçetin’ den “Kader” size gelsin. Durumu özetleyen ve benim de çok sevdiğim şarkılardan biri.
*Bilgilendirme: Kötü bir ruh hali ile yazılmadı. Düşünceleri sorgulama sonucu oluşturulmuş bir yazıdan ibaret. Gülümsemeye devam yani ;)

13 yorum:

men de boor dedi ki...

kader çok derin bir mevzu, fazla kurcalamaya gelmez :) ibni sina gibi zamanının dahisi biri kader mevzusunda işin içinden çıkamayıp kurcalamayı bırakmıştır, bencileyin yarım akıllı birinin kafası arap saçına döner mazallah :D en iyisi işin içinden çıkamadığım durumlarda kader deyip, suçu ona atmak. hem kolay, hem rahatlatıcı bir etkisi var :D

BuRCu dedi ki...

:) Kurcalasak da dönüp dolaşıp aynı yere gelebiliriz, o sebeple çok da problem yaratacağını sanmıyorum men de boor.

Yaşadıklarından dolayı vardığı sonuç değil midir onun da düşüncelerinin sebebi?

Kadermiş diyerek suçu kime atıyoruz emin değilim; ama rahatlatıcı ve kolay olduğu konusu kesin :)

StummScream dedi ki...

Uzun bir konu elimden geldiğince özet geçmeye çalışacağım.

Seninde söylediğin gibi başı ve sonu belli bir hayatın içerisindeyiz.

İçerisindeki seçimler bizim ve kaderin değişkenli olarak ilerlemekte. Karşımıza çıkacak birini seçemeyiz ama gideceğimiz okulu seçebiliriz. Gittiğimiz okulda kimlerle arkadaşlık kuracağımızı seçebiliriz. Fakat bizim seçtiğimiz insanında bizimle benzer özellikleri taşıması kaderdir.

Bilmem yeterince açıklayıcı oldu mu ama anlatmak istediğim ikisininde birbirinin içerisinde yaşayan kavramlar olduğu.

Sen sadece elinden geleni yapmakla mükellefsin gerisi için beklemekten başka şansın yok.

BuRCu dedi ki...

Dediğin gibi oldukça uzun ve farklı yorumlara açık bir konu StummScream.

Söylemek istediğini anlıyorum; fakat bir de şöyle bir örnek düşünelim: Seçtiğin okulda ve yine seçtiğin arkadaşlarından birinin yapmış olduğu seçim, vermiş olduğu karar sayesinde ya da yüzünden senin hayatında bir değişiklik oldu. Bunu kadere bağlamak mı gerekir? Olanlar senin elinde midir(tamamen kontrolünden çıktığını varsaysak)? Esas olayın bunların arkasında başka bir şey olduğunu kabullenmek midir daha rahatlatıcı olan?

Bazı şeyleri parçalar halinde düşünemediğimiz gibi bazı şeyleri de bütün halinde de düşünemeyiz. Sanırım birbiri içine bu denli geçmiş olan bu kavramları farklı örneklerde farklı şekillerde yorumlayabiliriz.

StummScream dedi ki...

O kişinin aldığı kararlar sonucu sende bir değişiklik olması ya da olmaması yine sana bağlı. Bahsettiğin çok uç nokta.

Nehir İda dedi ki...

Yazılan herşeyin altında birşey arıyor olma haline ciddi anlamda sinir oluyorum. 'ne oldu, kime aşıksın, bişey mi oldu' olmadı olmadı sallıyorum sadece diyorum bazen. Dışarıdan dayatılıyor yaşam her an kendi dinamikleriyle gümbür gümbür.

Dönence dedi ki...

Mademki tanrı var O zaman tanrı kusursuz olmalı Tanrı mükemmel olmalı Tanrının geleceği bilememesi gibi bir durumda tanrı sıfatına aykırıdır. İnsanın yaptığı seçimler ve bu seçimlerin sonuçları insanın kendi elindedir.

BuRCu dedi ki...

StummScream, bence çok boyutlu bir olgu bu. Çok uç veya çok muhtemel... İkisinin de olma olasılığı yer, zaman, mekan, kişi kavramlarına göre değişkenlik gösterebilir.

Ebru, ben de rahatsızlık duyuyorum kimi zaman yazdıklarımla aramda kişisel bir bağ kurulmasına.
Yaşamın dinamikleri arasında kaybolup gidiyoruz zaten çoğu zaman...

BuRCu dedi ki...

Dönence, ben Tanrı üzerine bir şey yazdığımı sanmıyorum. Yalnızca hemen hemen herkesin zaman zaman içine düştüğü düşünce durumuna istinaden bir yazı ve görüş bildirme şekli benimki.

Onun dışında seçimlerin sonuçları her zaman kendi elinde midir kişinin? Yoksa elinde olmadığı durumlar da yok değil midir? Çıkış noktası burasıydı zaten...

MyScene dedi ki...

Bu konuda bende bir zamanlar kafa yoruyordum, sonra bir gün biri öyle bir anlattı ki, ben tamamdır dedim, ama ne zaman düşüncemi anlatmaya çalışsam herkes benimle aynı algılamadığı fark ettim. bu konunun müthiş bir derinliği var, o yüzden yazını büyük ilgiyle okudum :) Bu konudaki düşüncem ise bizi yaratan, bizim hayatımızı nasıl yaşadığımızı görmüş ve bunu yazmış, yani biz bize sunulan yollardan seçimimizi yapmışım, bulunduğumuz durumdan nasıl faydalanmışsak yolu öyle tamamlamışız, Kaderlerimizi
ellerimizde tutuğumuz kalemle yazdık ama kalem tabi ki bize ait değildi :)ancak bazı insanlar kader deyip başına gelen olumsuzluğa kılıf uyduruyor, uzattım dimi :)

BuRCu dedi ki...

MyScence, kafa yormadan belli bir fikir sahibi olmak mümkün olmuyor galiba. Yani savunduğun, savunabileceğin fikir sahibi olmaktan bahsediyorum.
Ya da ne kadar arkasında durduğumuz bir düşüncemiz de olsa bazen yaşananlar yeniden bir şeyleri sorgulamaya itebiliyor.

Belki ilerleyen zamanlarda bu konunun derinlikleri üzerine daha çok konuşuruz :) İlgiyle okumana sevindim.

Bizi yaratanın başlangıç ve bitiş arasındaki bazı yolları yazdığını aradaki yolları kendimizin seçtiğini düşünüyorum. Nereye nereye yol alacağımız belli; ancak ne şekilde ya da hangi ilavelerle olacağında bizim de katkımız var.

Kader deyip kestirip atmanın mantığını, yaptıklarıyla yüzleşemiyorlar diyerek açıklayabiliyorum. Başka türlüsünü aklım almıyor.

Uzatmadın :) Her zaman beklerim güzel yorumlarını ;)

Volkan DENİZ dedi ki...

Aslında kısacık yazınla (bu konuya göre kısa) hayatı özetlemişsin. Kaderci bir yaklaşımla bakarsak üstümüzden bir yükü hemde ciddi bir yükü atmış, Allah'a havale etmiş oluyoruz. Günü gelince her şey bitecek çünkü. Ancak iç ses bazen biraz daha mücadele etmeye zorluyor bizi. Belki de.. diyerek. İşte o zaman da hiç ölmeyecekmiş gibi boğuşuyoruz hayatla. Ancak yaşarken yaptıklarımızı bir daha yapma şansımızın olup olmadığını bile bilmiyoruz. Böyle bir durumda bu duygularla yaşayan insanın psikolojik olarak sağlıklı olması düşünülebilirmi.
İşte bu sebeplerden yaşarken kaliteli yaşamaya çalışmalı diyorum. Ama bu kalite kimine göre ibadet, kimine göre heyecan, kimine göre de özgürlük olabilir tabii. Mesele, sen kimsin yada hangisi onu bulabilmek sevgili Burcu.. :)
Sevgilerimle...

BuRCu dedi ki...

Yorumun ile başka bir yönünü gösterdin konunun. Katkın sayesinde sözlerine katıldığımı ve aslında başlangıç noktamızın kendimizi tanımamız gerektiği olduğunu söylemeliyim.

Yaşadıkça öğrenebildiğimiz vazgeçilmezlerimiz, önceliklerimiz benliğimizi görmemizi sağlıyor ve taşları yerine koyabiliyoruz.

Buna benzer bir konuşmayı daha önce de yaptık sanırım. Çağrışım yapıyor bir şeyler.

Olduğumuz kişiden ödün vermediğimiz seçimlere Volkan :)
Sevgilerimle...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...