Hakkımda

Fotoğrafım
Hayatı yaşanması gerektiği gibi yaşayan; aynı zamanda insan olmanın gerekliliklerini yerine getirebildiğini düşünen biri. Gülümseme ise hiçbir durumda yüzünden eksik etmediği bir davranışı. Mucizeleri bekleyen değil, onların peşinden koşan; mutluluğu ve huzuru yakalamak için elinden gelen her şeyi yapan aynı kişi.
Çelişki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çelişki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Şubat 2012 Pazar

Oraya

Yalan ile gerçek…
Doğru olmayan, sahte olan mıydı yalan kelimesinin sözlük anlamı? Peki gerçek neydi? Yalanın tersi mi? Olması gereken mi yalnızca? Bazen tüm gerçekler yalan, tüm yalanlar gerçek olamaz mı? Olur, hem de hep olur. Her zaman iki kere düşündürür. Tümü yalan ya da tümü gerçek denemez. Çünkü çelişki vardır ortada. Bağlantılar eksiktir. “… öyleyse … böyledir.” mantığında parametreler birbirine uymaz. O halde değişkenlik had safhada denir işte.
Değişmeyen bir şey varsa o da; papatyaların gece de güzel olduğudur. Geceleri de bakılası, koparılıp güzelliğine koku katılası özellikte oluşudur özel olmasına sebep.
…Nereden nereye!

14 Ağustos 2011 Pazar

Önemlidir Süreklilik

Kesintiye uğramayan, engellere takılmayan diye adlandırılır süreklilik. Devamlılığın sağlanabilmesini amaç edinir.
Sürekli olabilen bir durum daha sağlıklı görülür ve bir kesik oluştuğu anda duruma müdahale gerektirdiğinin sinyalleri algılanır.
Kesintisiz bir iletişim, kesintisiz bir hizmet, kesintisiz bir üretim, kesintisiz bir… Sürekli olması beklenen ve bu uğurda üzerine çalışılan çok konu vardır.
İstenilen noktaya ulaşmak mümkün olabilir; yalnız o noktaya ulaşmak kadar onu koruyabilmek de önemlidir. Koşulların sabit kalamayacağı hesaba katılarak çeşitli kontrol araçları ile sistem denetlenmelidir. Bu aşama, yapılması planlananların uygulamaya konulması kadar gereklidir.
Sürekliliği sağlanmış bir olayın daha ileriye gitmesi imkansız değildir. Her zaman bir üst sınır vardır. Üst sınırı yakalama girişimleri devam ederken mevcut durumun korunmasına özen gösterilmelidir.
İnsan yaşamı için böyle midir peki süreklilik? Biraz evet biraz hayır. Her duygunun sürekli olması istenmez mesela. Her duygu sürekli olamaz da zaten. Öte yandan bazı şeyler vardır ki sürekli hale geldiğinde bir anlam kazanır. Bir başka açıdan denetleme her zaman kolay değildir. Bir de her durumun daha ilersine ulaşmak istenmeyebilir. Parametreler, kısıtlar, amaçlar sadece sizin kontrolünüzde değildir. Belki de insanı, parçası olduğu diğer sistemlerden ayıran özel bir niteliktir bu.
Yapılabildiği kadarıyla ve olabilecek durumlarda süreklilik sağlanmaya çalışılmalıdır yaşamda. Süreklilik geldiğinde çelişki ve şüphe ortadan kaybolabilir; hatta sürekliliğin gösterilebildiği durumlarda güven kendisini tanıtabilir. Bunlara ek olarak kalıcılığın önü açılmış olabilir. Olur yani, olmayacak bir şey değil.

9 Haziran 2011 Perşembe

Şüpheye Yer Kalmasa...

Bildiğiniz gibi şüphe, bir diğer adıyla kuşku; inanmama ya da inanamama durumunun bir getirisi olarak ortaya çıkar. Ortaya çıkar diyorum; fakat onu çıkaran bizleriz aslında. İnansak mı inanmasak mı bilemediğimiz anda bir bakmışız, soru işaretleri dönüp dolaşır olmuş bir yerlerde. “Onlar dönedursun, biz geçelim köşemize oturalım” diyemediğimiz gibi büyütür de büyütürüz.

Belirtmem gerekir ki paranoyadan bahsetmiyorum. O biraz daha profesyonel incelenmesi gereken ve rahatsızlık boyutu taşıyan bir durum.

Şüphelenmek birdenbire gerçekleşen bir eylem midir diye düşündüğümde bir dış etkinin muhakkak olması gerektiği kanısına varıyorum her zaman. İnsan durduk yere neden, kimden, hangi sebeple şüphe etsin ki? Kendisini anlamsız düşüncelerin içinde boğmak onu daha huzurlu yapmaz ki.

Şüphe duymanın temelini az çok biliyoruz, hepimiz belli dönemlerde de yaşamışızdır. Bir iki hatalı davranış ya da söz, yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlayan güvensizlik ve hazin son: şüphe.

Şüphe duyulan kişiden gelecek bir davranışın veya sözün doğruluğunun test edilme gereğinin duyulması hali… Hiç çekilir değil aslında. Kime göre çekilir değil derseniz eğer, kişinin kendisine çekilir değil. Sürekli düşüncelerde dolaşan, güven duygusu yerlerde gezinen biri için şüphe nefret edilesi bir durum gibi bence. İnsanı kendisinden soğutacak derecede olduğu da bir gerçek.

Ne yapalım yani bu durumda? Güveni eksilten, şüpheyi oluşturmaya zemin hazırlayan koşula takılıp kalalım mı? Elden gelmese de takılmamak lazım değil mi? Ne birinin oluşturduğu güvensizliğin cezasını bir başkasına çektirmeye hakkımız var, ne de kendimizi düşünce denizinde çırpınmaya zorlamaya.

Bir arkadaşının arkandan çevirdiği işi, diğeri de çevirecek diye bir kural yok. Çevirmeyecek diye de yok gerçi. Bu açıdan bakınca çözüm, akılda mini minnacık bir şüphe kalmasından; ama bunu kendimize zehir etmemekten geçiyor. Gerçekleştirmesi çok kolay olmasa da deneme çalışmalarına değer.

Her şeyin değilse bile çoğunluğun şeffaf, içinizin rahat olduğu günler diliyorum ;)

21 Nisan 2011 Perşembe

Çelişki

Neresinden bakarsan bak, farklı işte!
Bir öyle, bir böyle deriz kimi zaman. Öylenin de böylenin de artıları ve eksileri vardır. Hangisinin ağır bastığının 
farkına varamayız.

Ağır basanı görmek mi istemeyiz, orası biraz tartışılır. Görürüz görmesine, kalbimizden gelene inanmak isteriz belki de.

İç ses “Mantık! Uzak dur” derken mantıktan cevap gecikmez: “Uzak duramam, ortayı bulmalısın”. Bu noktadan sonra düşünceler yoğunlaşır. Neresinden tutsam da huzurlu olabilsem diye düşünürken buluruz kendimizi. Acaba neresinden bıraksak dengede kalır? Bu da düşünülmesi gereken başka bir nokta.

Nereden bakarsak bakalım cevap aranan sorular tükenmez bazen. Bulunan cevaplar tatmin etmez aklı ya da başka bir soruyu beraberinde getirir eldeki son cevaplar.

Dönüp dolaşıp aynı karede takılıp kalmak vardır bir de. İşte o zaman, içinden çıkılmaz hale gelmiş demektir. Yine de, sakinliğin devreye girmesi halinde çıkış imkansız değildir aslında.

Uzun lafın kısası; kendimizle çelişir dururuz. Aslına bakılırsa durmayız, çelişki rüzgarı bizi nereye savuracak diye beklemeye başlarız. Sabır gereklidir doğru rota için. 

Öyle mi yoksa böyle mi diyerek günleri geçirir, yıpranır, yıpratırız. Hasarların etkisi kalıcı olmasın derdine düşeriz bir de.
Altı üstü bir çelişkiye düştüğümüzde, ne çok şeyi 
kafaya takıyormuşuz meğer.

Aklımızdakilerin çelişmesi ile girdiğimiz 
çıkmaz sokaklarda kaybolmamak ümidiyle…
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...