Hakkımda

Fotoğrafım
Hayatı yaşanması gerektiği gibi yaşayan; aynı zamanda insan olmanın gerekliliklerini yerine getirebildiğini düşünen biri. Gülümseme ise hiçbir durumda yüzünden eksik etmediği bir davranışı. Mucizeleri bekleyen değil, onların peşinden koşan; mutluluğu ve huzuru yakalamak için elinden gelen her şeyi yapan aynı kişi.
Yol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mayıs 2012 Cumartesi

Bi Olsa

Hani bazı havalar vardır: güneş, bir gösterir kendini bir çeker; bulut kapkara bir çöker üstümüze, bir kaybolur gözlerden. Yağdı yağacaktır yağmur. Yağsa da rahatlasa ortalık der dururuz. Nefes almak zorlaşır öyle sıkıntılı havada. Nemden bunalıp yakınırız şartlardan.

Böyleyiz işte biz! Memnun olamayız tamamıyla. Yetinemeyiz mevcutlarla. Eldekiler eksilmeye başlayınca bir bir, bu sefer döneriz tam tersine. Olabildiğince pişman, alabildiğince talepkar tiplere doğru yüz tutarız. Bencillik temel prensibimizmiş gibi hareket eder, bu durumdan gocunmayız.

Eğrisi doğrusu yoktur bunun. İçimizdekiyle dışımızdaki birbirine uyum sağlayana kadar yolumuz vardır. Yolumuz vardır var olmasına da yolculuk hevesi nerdedir. O da gelip yerleşti mi zihinlere, kimse tutamaz yerinde duramayan düşünceleri. Faaliyete geçmek için sabırsızlanan düşünceler uygun şartlarla buluştuğu an ne güneş ne yağmur ne fırtına ne nem; önemsiz kalır gözümüzde.

Ne demişler: Yolcu yolunda gerek!

30 Mayıs 2011 Pazartesi

Yolculukları Sever Misiniz?

Yolculuk yapmanın iyi kötü bir sürü özelliği vardır. Tek başınaysanız sıkılırsınız, uyursunuz, molalarda yalnız olmayan kişileri izler öylece bakarsınız. Beraberinizde birileri varsa eğer daha keyifli hale geliyordur muhtemelen. Uyku kaçıracak sohbetler, belki sesli söylenen şarkılar, dertleşmeler, saçma konular üzerine kafa patlatmalar, fotoğraf çekilmeler. Bunlar iyi olanlar, bir de yorgunluğu, konforsuzluğu, uykusuzluğu, şiş gözleri var.
Yolculuk esnasında yolun güzelliği sizi hayal kurmaya itebilir ya da boş ama derin bakarsınız çimenlere, ağaçlara, kuşlara, araçlara. Yolun sonunu o sırada göremezsiniz, gittikçe daha da uzar sanki; ama gitmeye engel değildir bu. Göz banyosu yaparak yola devam edilir. Sonu görmeden, dönemeçlerden geçerek sona doğru bir kaçış devam eder. Bazen gözleriniz ön cama takılır, ne kadar kaldığını tahmin edebilecek gibi takibe geçersiniz. O sırada ufukta gördüğünüz düz yolun viraj olduğunu yakınlaşınca anlarsınız ya da tam tersi.

Yolculuk kısa veya uzun, süresi fark etmeksizin etrafınızdakileri keşfedebildiğiniz takdirde güzelleşir. Gideceğiniz yere varana kadar başınızı öne eğdiğinizde aslında kaçırdığınız epey şey vardır. İyi kötü önemli değil, önemli olan kaçırmış olmanız. Gideceğiniz yeri güzel kılan bir sebep zaten vardır. Niye yolculuk sırasında da güzellikleri kucaklamayasınız? Rutin olarak geçtiğiniz evinize giden yolda bile her defasında başka bir durumla karşılaşmanız mümkün olabilir, daha önce dikkatinizi çekmeyen bir nesne o gün gözünüze batabilir.

Hayat bir yolculuk, gideceğimiz yeri bildiğimiz... Varış noktasını göremesek bile hangi ara yollardan geçersek geçelim hayatın güzel bir yolculuk olduğunu başımızı kaldırdığımızda anlayabiliyoruz. Yol kenarındakiler içimizdekileri canlandırıyor, yeni istekler uyandırıyor. Çevreye bakınmak, başkalarını dinlemek, uzun lafın kısası ‘geldik gidiyoruz’ şeklinde yaşamamak adeta bir kilit gibi. Anahtarı sizin elinizde olduğunu söylememe gerek yok değil mi?

Dünyada hiçbir yol kalp ile beyin arasındaki kadar uzun değildir.”  demiş Selma Lagerlöf. Uzun bir yolda sona odaklanmadan anın tadını çıkarmak en mantıklısı, gözden kaçırmayalım.   
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...