Hakkımda

Fotoğrafım
Hayatı yaşanması gerektiği gibi yaşayan; aynı zamanda insan olmanın gerekliliklerini yerine getirebildiğini düşünen biri. Gülümseme ise hiçbir durumda yüzünden eksik etmediği bir davranışı. Mucizeleri bekleyen değil, onların peşinden koşan; mutluluğu ve huzuru yakalamak için elinden gelen her şeyi yapan aynı kişi.

12 Mart 2012 Pazartesi

Dar Zaman Araları

Bir sürü zaman vardı bize öğretilen: geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman. Bunlar yalnızca sınıflandırılmış halleri. Çeşitleri vardı hepsinin; ama önemli olan özüydü.

Geçmişte yaşanılan ya da gerçekleşen durumlar için kullanılırdı geçmiş zaman; -miş’lisi, -di’lisi… İçinde bulunulan zaman diliminde yaşanılan ya da gerçekleşen durumlar için kullanılırdı şimdiki zaman. Ve gelecek dönemlerde yaşanılacak ya da gerçekleşecek durumlar için kullanılırdı gelecek zaman; yakını, uzağı…

Üç zaman vardı insanların dillerinde. Ya “keşke”lerle dolu geçmiş ya “vah vah, tüh tüh”lerle dolu şimdi ya da “kim bilir”lerle dolu gelecek… Yahut “iyi ki”lerle dolu geçmiş, “çok şükür”lerle dolu şimdi, “elbette”lerle dolu gelecek… Veya her ihtimalden biraz biraz.

Buydu birikimlerin temelini oluşturanlar. İçini doldurduğumuz yılların, günlerin, saatlerin özetiydi; genellemesiydi seslendirdiğimiz düşünceler.

Hangisi daha önemliydi? Hangisinin önceliği vardı? Zaman zaman değişen duygular sayesinde ilk sıraya yerleştirilenin sabit kalması en doğal olanı değil miydi?

Saplantıların eşiğinde geçirilmezdi ki bu yaşam. Birini diğerine üstün kılan bir zaman mümkün değildi ki.

Ne de olsa sorgulamaların neticesiydi not düşülen.

4 Mart 2012 Pazar

/ Sorularla Boğuşuluyormuş /

Sevgili Firari Yolcu mimlemiş beni, birkaç güzel soru ile. Kendisine teşekkürlerimi iletiyor ve cevaplamaya başlıyorum.

1. Hayatınız filme çekilse adı ne olurdu ve hangi müzikler olurdu?
Adı kesinlikle “Şansın Böylesi” olurdu. Yaşadığım her döneme ait ve pek çok izi anımsatacak nitelikte tek kelime şans sanırım. Unutulması gerekenleri başlatan da, yere göğe sığdırılamayan duyguları tattıran da ondan başkası değil.
Müzikleri konusunda özgünlük aranacak ilk şart olsa da kesinlikle özgünlükle abartıyı birbirine karıştırmaz ve eski alışkanlıklarıma dönebilirdim. Dinlemekten bıkmadığım, içimi aydınlatan ‘bence muhteşem’ tınıları seçerdim. Mesela bazı sahnelerinde Candan Erçetin’ den Gamsız Hayat da olabilirdi, Zuhal Olcay’ dan Yalnızlığım da. Veya sözleri sadece benim için yazılmış ve sadece benim için bestelenmiş bir şey de: Şansıma yenildiğim de oldu, şansımla yendiğimde şeklinde nakaratı olan mesela…

2. Bir şeyleri değiştirme gücünüz olsa neyi değiştirirdiniz?
Çok şeyi değiştirmek isterdim; o yüzden tek bir şey belirtemeyeceğim. Çok şeyi dolaylı yoldan etkileyeceğini bildiğim tek bir şeyi değiştirir miydim, şu an emin değilim. Galiba geçmişe dönüp bakmaz, şu andan sonrasını daha iyi şekillendirebilecek yönde bir güzellik serpiştirirdim ailemin önüne.

3. Sizi en çok etkileyen sinema sahneleri nelerdir?
Çok fazla sahne olabilirdi yazabileceğim; ancak ilk anda aklıma gelen üçü sıralamak istedim. Etkilendiğim, tüylerimin diken diken olduğu, hatta ağladığım çok sahne var.
‘Anestezi’de son sahneler, oğlunun hayata geri dönmesi için kadının kendisini feda etmesi.
‘127 Saat’ te kanyonda kayaların arasına sıkışıp kaldığında durumu yönetmesi.
‘Nefes’ askerin telefon konuşması yaparken karakolun saldırıya uğraması.

4. Yaşadığın şehir bir günlüğüne sana tahsis edilse, boş bırakılsa ne yapardın?
Boş bırakılırsa bir anlamı olur muydu demekten kendimi alamadığım için net bir sonuca varamasam da, ihtiyacım olabilecek her şeyi alır -dükkanların açık olduğunu varsayarak- evimde mutlu mutlu sırıtırdım :) Eve nasıl taşıyacağım konusunda hala soru işaretlerim var tabii. Bu arada eksiğim çok olduğundan bu yolu seçtim; yoksa boş bir şehrin bana ait olma fikri hiç de ilgi çekici değil.

5. Şu sıralar ilgiyle takip ettiğiniz diziler hangileri?
Televizyonla aramın pek iyi olmaması ve bayadır kendisiyle arkadaşlığımıza son vermemizden dolayı zaten dizilere uzak kalmış bulunuyorum. Onun dışında internetten de takip ettiğim bir dizi bulunmamakla beraber film ve müzik iyidir diyorum.

Kimlerin cevaplayıp cevaplamadığını takip edemediğimden dolayı kimseyi mimlemiyorum.
Sevgiyle kalın. 

19 Şubat 2012 Pazar

Oraya

Yalan ile gerçek…
Doğru olmayan, sahte olan mıydı yalan kelimesinin sözlük anlamı? Peki gerçek neydi? Yalanın tersi mi? Olması gereken mi yalnızca? Bazen tüm gerçekler yalan, tüm yalanlar gerçek olamaz mı? Olur, hem de hep olur. Her zaman iki kere düşündürür. Tümü yalan ya da tümü gerçek denemez. Çünkü çelişki vardır ortada. Bağlantılar eksiktir. “… öyleyse … böyledir.” mantığında parametreler birbirine uymaz. O halde değişkenlik had safhada denir işte.
Değişmeyen bir şey varsa o da; papatyaların gece de güzel olduğudur. Geceleri de bakılası, koparılıp güzelliğine koku katılası özellikte oluşudur özel olmasına sebep.
…Nereden nereye!

15 Şubat 2012 Çarşamba

Uzaklardan...

Korku ve tedirginlik devam etse de bir alışmışlık hala duruyor. Alışmışlık değilse bile öyle davranma zorunluluğu. Çok sesli bir gece, kapkara ıssız bir karanlık, ara ara yanıp sönen bir ışık, saatleri kovalayan bakışlar, sessizliğe açlık, iç dünyadaki müzik… Eldeki tüm malzeme bu işte! Yazmaya zorladıkça beyni kalem, tutulup kalan dil… Koşmaya başlayan düşünceler… Bir adım ötesi sayfalar dolusu haykırış… Nereye, kime, hangi amaçla?
Karalama üzerine çalışan bir ressam edasıyla bembeyaz sayfanın simsiyah bir hal alışı… Amaçsız, rastgele hareket eden kalem… Silgi yerine daha koyu gölgeler… Karşıdan bakıldığında karmaşıklığın okunabildiği; ama değeri olmayan bir atık… Uzatılması bir şeye benzemeyecek olan iç döküş… Ancak böyle bir anlam ifade edebilir. Kayıtsız kalmaya dayanamayan bir hayat, akıp gidiyor kendince.

11 Şubat 2012 Cumartesi

Karanlığa Yol Alan Işık Vardır Hani

Yüzeyden sızan bir parça ışık derinliklere yayılır. Yayılırken beraberinde bir sürü yenilik getirir. Hissettirdiği sadece küçücük dokunuş değildir, tümünün yarattığı etkidir.
Karanlık korkutucu bir hal almamıştır belki; fakat ışıkla pek bir güzelleşir.
Karanlık deyip geçememek gerekir. Özünde yukarıdan gelen bir güzellik vardır.
Düşündükçe içinin huzur kaplanması işte o küçücük bir ışıktandır. Büyük etkilerinin sırası olduğunu ve zamanla yayıldığını bildiğindendir.
O bir parça ışık, büyük resmin yansımasıdır küçük resme. Küçük diye bir kavram yok olmaya hazırdır.
Bütün olmak kaçınılmaz hale gelmiş, birbiri içine geçmiştir parıltı ve karanlık. Yoğrulmuştur belirsizlik.
Manzara güzeldir aşağıdan. Keyfini çıkarmak şarttır. Önemli olan fark edebilmektir.

10 Şubat 2012 Cuma

/ Sorular Varmış /

1i yok mu? beni mimlemiş. Teşekkür ediyor ve sorulara geçiyorum.

1. Sence çok anlamlı bir söz?
Geçmişinin geleceğini sınırlandırmasına asla izin verme.
2. Makyajında olmazsa olmazın? 
Gözaltı kapatıcısı, ruj.
3. Uyguladığın güzellik tüyosu nedir?
Daima temizlik.
4. En sevdiğin içecek?
Yeşil çay.
5. Nefret ettiğin bir şey?
Yalan.
6. En çok sevindiğin iltifat?
Sayende gülüyorum.
7. Favori kitabın? 
Şu an eski ders kitaplarım :)
8. Sana görünüş olarak yakın bulduğun ünlü? 
Hiç bunun üzerine düşünmedim.
9. Herkesin beğendiği ama senin sevemediğin bir ürün?
Dokunmatik telefonlar.
10. Şu an en çok almak istediğin kozmetik ürünü? 
Parfüm.

Cevaplamakta geç kaldığım için kimseyi mimlemiyorum bu sefer. Cevaplamak isteyen varsa buyursun ;)

5 Şubat 2012 Pazar

Her Konuda Temizlik

Bazı evlerde bir sırdır tavan arası. İçinde gizlediği ne varsa ev sahibine ya da evin bir ferdine aittir. Onun yaşattığı parçalar, onun sayesinde bütünü oluşturur yalnızca. Kuytu bir bölümüdür orası evin. Kapısının kilitli olması olasıdır. Herkesi davet etmez kendisine.
İçine girilmeden önce dahi bir havası vardır kendine çeken. Yüklü olduğu anlamlar kapı aralandığında gün yüzüne çıkar birer birer. Gösterir kendisini çarpıcı gerçekler. O kapıdan girilene kadar unutulmaya yüz tutmuş olanlar hatırlatır olur olmaz her şeyi. Asıl istenen budur belki de. Silip atmanın bir beden küçüğü… Ne onlarla ne onlarsız…
Hele bir de hayali ise bu tavan arası… Daha mühim bir durum var demektir ortada. Olmayan; ama var kabul edilen, istenildiğinde açılan yer yer kapatılamayan, anahtarının saklanamadığı, her an hazır bellek…
Tabii ya, sadece evlerde olmaz ki tavan arası. Beynin tavan arasına sıkışıp kalanlar daha kalıcı olabilir zaman zaman.
Hangi tavan arası olursa olsun, genel bir temizliğe ihtiyaç duyuyor ara ara. Tozları silkelemek iyi gelir oranın havasına.
Tavan aralarına ihtiyaç duyulma sebepleri farklılık gösterebilir. Buna bağlı olarak sonuçlarının da çeşitlilik göstermesi çok doğaldır. Yaratacağı etkiler topluluğu bağımsızdır. Kişisine göre, anına göre değişkenlik gösterebilir. Yine de sabit kalabilen özellikleri: esrarengizliği ve öğreticiliğidir.   
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...