Hakkımda

Fotoğrafım
Hayatı yaşanması gerektiği gibi yaşayan; aynı zamanda insan olmanın gerekliliklerini yerine getirebildiğini düşünen biri. Gülümseme ise hiçbir durumda yüzünden eksik etmediği bir davranışı. Mucizeleri bekleyen değil, onların peşinden koşan; mutluluğu ve huzuru yakalamak için elinden gelen her şeyi yapan aynı kişi.

12 Aralık 2013 Perşembe

Simdi olsaydi


Dusunur soylersin, soyler dinlersin, dinler gulersin, guler dusunursun... Tipki hayatin aynisi gibi. Uyanir yersin, yer icersin, icer gezersin, gezer donersin, doner uyursun, uyur uyanirsin...


Posted via Blogaway

18 Mayıs 2013 Cumartesi

Kaçılmaz Dostum

Özledim mi giderim ben. Giderim en uzağa, en ulaşılmaza, geçmişe... Nerede olursam olayım gider bulurum o kıvılcımı. Bulur da söyleyemem hissettiklerimi.

Söylersem susmak bilmem bir daha ben. Duymak istemeyene dahi konuşurum. Konuştukça can sıkar, sıkılırım.

Sıkıldım mı gelirim yine ben. Hoş bulacağımı düşünür hoş görürüm. Görebildiklerime sevinir, sevindikçe özlerim.
 
Özledikçe umut ararım ben. Umutlandıkça da kaçma eyleminden uzaklaşırım.

30 Mart 2013 Cumartesi

Hey!

Kendine fısıldıyordu sürekli: "daha çok oku, daha çok yaz, daha çok paylaş, daha çok..." Her gün yineliyordu: "bugün yap!" Olmuyor, olamıyordu. Bugün kendine ayırabilecek kapsamlı bir zaman kararı aldı ve işte sonuç!

Her seferinde okumayı ve yazmayı daha çok özlüyor ve her seferinde zamanı iyi değerlendirme konusunda tekrar tekrar düşünüyordu. Anladı ki değerlendiremiyor değildi, yapmak istediklerinin birikmesindendi yoğunluğu. Hayat koşturmacası denirdi ya hep, tamda oydu oyalayan onu.

Bugünün farkı neydi peki? Haftasonu oluşu mu? Tabii ki hayır. Güne her zamanki gibi erken başlamak ve daha kararlı oluşuydu bazı aktiviteler için. Onların başında yerini almıştı buraya gelmek.


Anlatmak, anlatmak, hep konuşmak istiyordu. Dinlemek isteyen biri muhakkak olurdu. En olmadı kendisi dinlerdi bugün. İç sesine kulak vermek onu her zaman heyecanlandırmış ve bilgilendirmişti.

Hava güzeldi, penceresinden sızan güneş hem yüzünü gülümsetiyor hem de Ege'yi aratıyordu ona. Uzaktı oralara; fakat mutluydu.

Gülümse, gülümset, gülümse... Bağlantı bu kadar.

25 Ocak 2013 Cuma

Gece Gündüze Karışır

Bir önceki yılın gerçekten güzel geçtiğine inandığın ve yenisinin de aynı hızla ilerleyeceğini hissettiğin kaç ardarda yıl vardır ki hayatta?

Söyle bana hayat; bu şans iyi değerlendirilebildiği sürece mi verilir insana, yoksa düşünceleri umut dolu olduğu için mi?

Bıraksana sebep sonuç ilişkisini! Neticeyi yaşamaya devam et tüm isteğinle...


Göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir yıl ardından değerlendirme yazısı yazamadan ve yeni yıldan beklentileri dillendiremeden bir ay geçti bile. "Bu ne hız hayat" demiyorum diyemiyorum; zira o hıza ayak uydurmak ayrı bir zevk veriyor, coşku ahenkleniyor.

Beklentilerin asılı olduğu çitanın devamlı uzaması; 'yeni hedefler belirlemek, parametreleri arttırmak, kıstasları gözden geçirmek gibi terimlerin değerlendirilmesini zorunlu kılması' hareketi eksik etmiyor yaşamdan.

Söylesene gece: Gündüzü kıskanıyor musun bunu öğrenince. Ya da sen söyle gündüz: Gecenin dinginliğine göz dikiyor musun zaman zaman.

Peki sen yağmur damlası! Neden vuruyorsun hırçınca pencereye? Ne anlatmak istiyorsun heyecanla?

Yürümeyin düşler, koşun! Rüzgarı da alın yanınıza ve ilerleyin.

6 Aralık 2012 Perşembe

Doğru Ya!

- Hatırlamak istemli mi yapılırdı istemsiz mi?
+ İkisine de denk geldiğim oluyor. Sadece hangisinin unutmaktan daha incitici olduğuna dair net bir delil sunamıyorum.
- Unutmak ve incinmek aynı cümlede yer almamalı bence. Zira unuttuğun her neyse, zaten incinmemek için tercih ettiğin değil midir?
+ Öyle sanıyorum ki haklısın. Yalnız hatırlamakla unutmanın arasında her zaman fark, her zaman bağıntı, her zaman çelişki olacak.
- Olabilir. Bu, iki eylemi yapmamıza ya da yapmamamıza engel değil ki.
+ Yani sen diyorsun ki unut; ama hatırla, hatırla; ama unut. 
- Kısacası: Canın nasıl isterse!

2 Aralık 2012 Pazar

Ruha Yolculuk

Yine yağmur düştü bir şehre! Yine pencereler buğulandı gözler gibi. Ve yine temizlendi sokaklar yürekler gibi. Damlaların mırıltısı, rüzgarın nameleri, göğün gürültüsü; alıverdi aklı bedenden. Salınıverdi düşünceler tutsak oldukları zihinlerden.

Ne manalı yağıyor bu yağmur. Ne manalı akıtıyor yaşlarını bulutlar. Oysa amacı yalnızca kış mevsiminin daimliğini belgelemek. 


Hız kesmiyor zamanla, durulmuyor. Israrla devam ediyor vurmaya camlara ve ürkütüyor bazen. Sonra biraz ara veriyor gürlemeye, diniyor. Öylesine bir rahatlık oluşuyor ki doğada, hoşnut ediyor herkesi.

Yine düşüyor sonra o şehre yağmur! Yine umursamıyor başka bir şeyi. "Dinle!" diyor sana, sadece "Dinle!". Beni, benim sayemde kendini, içini... 


Duyuyor musun sahi!

13 Kasım 2012 Salı

Sinyalleri Vermeli

Ne demişler? 
...
Ne hakkında? 
Hani derler ya.
Ne zaman?


Yok! Giriş böyle olursa sonuca bağlanmaz konu. Baştan alalım.

Hayat çok şey öğretir insana, aynı zamanda çok da ezber bozar kararlılıklar karşısında. Elle tutulur gözle görülür sebepleri yoktur sana sunabileceği, sen yakalamak istersin ucundan bir yerden; yine de yeterli gelmez mantıklı davranmaya.

Bir karar verirsin, arkasında durursun, inat edersin. Bir bakmışsın tam tersine meyletmişsin, uzaklaşmaya başlamış düşüncelerin peşi sıra. Başına buyruk olmasınlar toparlayayım dersin, mümkün mü? Çoktan kaçırmışsındır treni. Haydi bakalım! Bir adım geri...

Silkelenirsin bir gün, olur olmaz davranışlar sergilememeye odaklanırsın. İraden güçlüdür, hissettirirsin onu karşındakilere. Sevinebilirsin! Bir adım ileri...


Denge kurduğunu sanar, rahatlığa erişirsin. Bir anlık boşluk seni sendelemeye itecektir, bilirsin; ama harekete geçmezsin. Kontrol altındadır her şey, standarttır koşullar.

Aniden sorgulama evresi devreye girer ve adeta zorlarsın kendini, olamayacak olanı hayal etmeye. Nedeni, niçini, nasılı olmaz o an. Var olan tek şey soru ve cevaptır. Sorarsın, cevaplarsın... Değişik yönlerden bakıldığında değişik boyutlarda gözüken piramidin vardır elinde, çözemezsin.

Adım atarsın, geri döner arkanı toplarsın, koşmaya başlarsın, tökezlersin. Hep olur, doğal karşılarsın.

İkna edersin ve aynı yeteneği kendi beynine hükmettirecek kadar konuşturamazsın. Tamamen isteklilik halinin fiiliyata dönüşmesine bağlı olan bu aktivite can sıkar aynı rotada takılı kaldığında. Olsun! Onun da çaresi vardır. Dönüşler...



Eee... Nereye bağlayacaksın?
Bilmem! Bilmeye ya da bağlamaya gerek var mı ki?
Bilmem!

...
Mesaj Açık
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...