Hakkımda

Fotoğrafım
Hayatı yaşanması gerektiği gibi yaşayan; aynı zamanda insan olmanın gerekliliklerini yerine getirebildiğini düşünen biri. Gülümseme ise hiçbir durumda yüzünden eksik etmediği bir davranışı. Mucizeleri bekleyen değil, onların peşinden koşan; mutluluğu ve huzuru yakalamak için elinden gelen her şeyi yapan aynı kişi.

6 Mart 2017 Pazartesi

Mevsimlerin Kraliçesi

Bahar güneşe mi güzel sanırsın usta?
Geceye de yakışmaz mı bilirdin yoksa?
Karanlığın gizleyebileceğine mi inandırıldın açılan çiçekleri?
Aç gözlerini usta, aç!
Ne de hoş kokuyor bak dört taraf.
Göremezsen neye yarar...

21 Ocak 2016 Perşembe

...şayet

Güven olsun mu bugünün kelimesi? Hani kuşkuların barınamadığı ve korkuların su yüzüne çıkamadığı anda teslim olunan duygu; aidiyet kavramının hakkını veren türden.

Sıfırdan başlayarak adım adım kazanılarak artması mıdır makbul olan yoksa tamamen teslim olma durumundan başlayarak azalıp azalmayacağını gözlemlemek midir aslolan? İkisi de denenmiş ve yorumlanmıştır yüksek ihtimal. Daha doğru olanına karar vermek zordur kuvvetle muhtemel.

Beynin bir oyunu mudur güven duyma isteği ya da güvenememe problemi? Veya beyni zorlayan mıdır mantıkla hareket edemediği söylenen kalp?

Nötr olunabilir mi ki tamamen güven hissi varlığında? Mümkün mü gerçekten böylesine bir anlam? Peki ya zedelenmesi çok mu zor sanki? Bu da bir oyuna dahil olamaz mı? Olabilir elbette.
Tetikleyicisi biraz fazla ise...

29 Kasım 2015 Pazar

Ne Düşündük Ne Oldu!

Bu saatte yazılır mı? Yazılırsa ne yazılır?
Soru sormaları, cevap bulmaları hep mi sever insan?
Konumuz tam olarak ne olsun diye düşünürken aslında bir konu olmaksızın da yazabileceğim ihtimali ağır basarsa çok konuşkan bir yazı olur ortaya çıkan.
Kendinizi bir yere ait hissedip sonra oradan uzaklaşmayı da aynı oranda istediniz mi hiç mesela? Sebeplerini mantıklı kılmaya çalıştınız mı hiç bu çelişkinin?
Alıştım diye düşündüğünüz bir anda aniden meydana gelen birşey yüzünden kendinizi kandırdığınızı ya da tam tersi sayesinde ne kadar da doğru hissettiğinizi farketmediniz mi yani hiç?
Sürekli irdelemek, tetikte beklemek, kuşku havuzunu doldurmak, emin olamamak... Hem her daim hayatınızda hem on adım uzağınızda olmadılar mı?
Sonra mı? Sonrası malum: suskunluk. Gereklilik asla zorunluluk değil.

19 Ağustos 2015 Çarşamba

...?!...

Nasıl bir ülkede yaşıyoruz! 
Yeni bir facia haberi al, üzül, unut ve yeniden hayatına devam et. 
Kötü olayların rutinimize ait olması ne kadar da sıradanlaştı.
Alışmak, zorunluluk, mücadele...
Söylenecek yapılacak bir şeyler varken yok olmayı tercih et.
Mesela susmak gibi mi?
Düşünecek konularımız elbet var. Bu sebeple suçlayamayız zaten ne kendimizi ne başkalarını.
Yalnızca öz eleştiri işte...

14 Aralık 2014 Pazar

Yakisan neydi deseler

Yakismak, uygun dusmek, munasip... Ne guzel kelimelerdir. Yerinde kullanilabilseler, davranislari nitelendirebilseler.
Herkes basaramaz yakisani soylemeyi, gerceklestirmeyi hatta dusunmeyi. Cogu kimse uygun dusup dusmedigini irdeleyemez. Munasip bir dil, bir yol, bir sekil bulamaz; belki de bulmak istemez.
Netice degisecek degildir, bilinir. Kelimelerin hakkini vererek konusmak kolaydir da yasamak zordur.
Dogrusuyla yanlisiyla degerlendirme yapabilen bilir yakisani, uygun duseni, munasip olani. O sebeple dusunecek cok seyi olur kafasinda, anlatacak cok seyi olur dilinde, susacak cok seyi olur gozlerinde.
Bu kelimeleri ozumseyerek yasayamayanlara... .... neyse iste... 

8 Aralık 2014 Pazartesi

Seslilik Icinde

Susmak... Soyleyecegi olmadigi icin mi gerceklestirir insan bu eylemi yalnizca? Soyleyeceklerinin anlasilamayacagini dusundugu icin mesela? ya da anlamsizliga daha fazla anlamsizlik eklememek icin? veya artik gerek duymadigi icin aciklamalara?
Susabilmek... Icine attiklarini haykirmak zor oldugundan mi gerceklestirir insan bu eylemi sadece? Kolay midir sanki haksizliklari sindirebilmek? yoksa anlamli mi degildir konusmak?
Sessizlik... Anlattiklari yorucu olur kimi zaman. Yerine gore de rahatlatici... O rahatliktir seni sana geri veren.

31 Mart 2014 Pazartesi

Serzenis...

Ne yaptik biz simdi ulke olarak; "eyvallah pasam, her soyledigine her yaptigina her davranisina yarabbi sukur mu" dedik.
"Sen zahmet etmeseydin, calip cirpmakla yorulmasaydin, biz sana kendi rizamizla aktarirdik her seyi" mesaji mi verdik.
Son zamanlarda meydana gelen onca olaydan sonra suclanmamis, yargilanmamis ya da aklanmamis bir dusuncenin boylesine bir oy oranini korumasi hatta bazi yerlerde arttirmasi nasil bir zihniyet sonucudur. Duyduklarini irdeleme geregi duymayan meraktan yoksun bir halkin iradesi midir.
Chp belediyeciligini korukorune savunan biri olmasam da, belediyelerimizi temizlemekle baslamadiydik aydinlik gunlere yurumeye. Biz ne yaptik, karanliga mahkum ettik yine ulkemizi. Belki de kaybettik son umudumuzu.
Sehirlerimizde sasirttici sonuclar...
Yol yapti, hastanelerde yaslilar sira beklemiyor, okullar yenilendi, toplu konutlar artti derken diger yapilanlar gozardi edildi. Gelmis gecmis olsun.
Nefes almayi yasamak sanan veya nefes almak icin yasayan bu ulke halki, hediyelerini sundu kendilerine nefes almayi bagislayan liderlerine.
Peki biz bu kosullarda yasamaya mecbur muyuz. Bize sunulan hayat ve sunulmayanlara katlanmak zorunda miyiz.
Rte'nin govde gosterisi yapmasini saglayacak sonuclar, kirilmis olan ozguvenini yerine getirmeye yetecek de artacak gibi.
Haydi bakalim! Bir onceki genel secimde yazmistim ve kendime sormustum. "Bu kitlenin gordugu benim goremedigim ne var" diye. Anlayamiyorum, anlamlandiramiyorum demistim. Bana mi yaziklar olsun, kitleye mi.
Gelecegimiz icin kaygilanmadigimiz bir Turkiye bu kadar uzak mi.
Koklu bir degisim bir gunde olamayacakti elbeltte; ancak kan kaybetmeden devam ediyor olmalari resmin butununu gorme arzusunu ve umutlari yok ediyor.
Helal olsun Turkiye! Bizleri oyuncaga cevireni gormemekte inat ediyoruz...


Posted via Blogaway
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...