Hakkımda

Fotoğrafım
Hayatı yaşanması gerektiği gibi yaşayan; aynı zamanda insan olmanın gerekliliklerini yerine getirebildiğini düşünen biri. Gülümseme ise hiçbir durumda yüzünden eksik etmediği bir davranışı. Mucizeleri bekleyen değil, onların peşinden koşan; mutluluğu ve huzuru yakalamak için elinden gelen her şeyi yapan aynı kişi.

14 Eylül 2012 Cuma

Geçen Zamana Hediye


Bir ailenin varoluşu… 

31 yıl önce birbirinden etkilenen bir çift; kaçamak bakışlar, mektuplaşmalar, gizli buluşmalar; 28 yıl önce nişanla ilan edilen aşk, hayran bırakan inat, sabırlı bekleyiş; 25 yıl önce düğünle resmileşen mutluluk, bitmez bir sevgi, sırt sırta geçirilen ömür yarısı, dünyaya getirdikleri bir kız bir erkek...

Yazmaya gelince ne kadar da hızlı ilerliyor. Oysa ki onlar kavuşmak için çok çabalamış, sağlam temeller üzerine kurulacak olan bir yuva için çok fedakarlık yapmışlar. Yıllar yıllı sade ve sadece dünyadaki en değerleri varlıkları -çocukları için- nefes almaya zorlamışlar kendilerini. Başarmışlar da…

Onlar çocuklarının gözünde en anlayışlı, en bonkör, en vefakar olmayı başarabilmişler. Yeri gelmiş sarsıntılara maruz kalmışlar ailecek, yeri gelmiş zirveden izlemişler hayattaki kazançlarını; lakin değişmeyen tek şey dört duvar arasında sıkışıp kalan huzurları olmuş.

Şimdi nefesleri ayrı şehirlerde can bulsa da özlemleri hep güçlü kalmaya devam ediyormuş. Çünkü onlar birbirlerine kızsalar da kızmasalar da hiçbir şey birbirlerini sevmelerine engel olamıyormuş.

İşte benim annem babam vesilesiyle sahip olduğum dünya nimetlerinin başlangıç noktası ve ilerleyişi… Dört kişilik çekirdek ailenin kocaman akraba dünyasında mini minnacık yazıdaki yeri… 

Onların günüydü 13 Eylül… Nice sağlıklı, huzurlu, şen şakrak günlere…

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Büyülü Bir Şey

Büyüsü vardır her şeyin. Kimisinin az kimisinin çok… O büyü içine çeker ve giderek daha etkili hale gelir. Öyle zamanların birinde bir ok saplanıverir büyünün en geniş ferahlığına. Yerle bir olabilir düşüncelerin. Bu durumda susar oturursun yerine. Çekilirsin köşene. Sessizliğin çok şey anlatmak istese de duyulmadıkları sürece hiçbir anlam ifade etmez.

Havada uçuşur tüm düşüncelerin; yere inebilen olmaz. Yine de kanatlanıp süzülürler öylece. Konacakları yeri bilemez halde ilerlerler kuytu köşelerde. Uçup uçup geri dönerler ait oldukları yere, sahiplenilmeyi bekleyerek.

Büyü kaybolur mu dersiniz? Bana sorarsanız sanmam. Varlığını koruyan oldukça hissettirir o kendini. Bazen yoğun bazen daha yoğun; mutlaka yoğun. Öyle olduğu için büyü zaten. Etkisine kolayca alabildiği ve bırakmadığı için yakanızı… 

6 Haziran 2012 Çarşamba

Hevesin Kaçar!

Çok istediğin bir şeye ulaşırsın, mutlu olursun. Çocuk gibi sevinir durursun. Yeterince tadını çıkardığın anda sıkılmaya başlarsın o durumdan. Ara sıra yine hoşnut olursun; lakin devamlılığı sağlayacak dirayetin kaybolur durur. Özü sana bağlıdır, birçok şeyde olduğu gibi. Bundan dolayıdır değişken olmayı tercih edişin. Her türlü iyisindir, ondandır kayıtsız kalışın. Kararsızlık değildir bu yaşadığın. Ne istediğini bilip de bilmezlikten gelmedir. Aklına böylesinin yatması tamamen işine gelen kolaylıktır. Başa dönüp tekrar incelediğinde karar verirsin ki her şeyiyle bütünleşmiştir durum. Yani hevesin kaçar; yerine getirilmek üzere.
AjdaPekkan’ dan Heves de dinlenir şimdi ;)

26 Mayıs 2012 Cumartesi

Bi Olsa

Hani bazı havalar vardır: güneş, bir gösterir kendini bir çeker; bulut kapkara bir çöker üstümüze, bir kaybolur gözlerden. Yağdı yağacaktır yağmur. Yağsa da rahatlasa ortalık der dururuz. Nefes almak zorlaşır öyle sıkıntılı havada. Nemden bunalıp yakınırız şartlardan.

Böyleyiz işte biz! Memnun olamayız tamamıyla. Yetinemeyiz mevcutlarla. Eldekiler eksilmeye başlayınca bir bir, bu sefer döneriz tam tersine. Olabildiğince pişman, alabildiğince talepkar tiplere doğru yüz tutarız. Bencillik temel prensibimizmiş gibi hareket eder, bu durumdan gocunmayız.

Eğrisi doğrusu yoktur bunun. İçimizdekiyle dışımızdaki birbirine uyum sağlayana kadar yolumuz vardır. Yolumuz vardır var olmasına da yolculuk hevesi nerdedir. O da gelip yerleşti mi zihinlere, kimse tutamaz yerinde duramayan düşünceleri. Faaliyete geçmek için sabırsızlanan düşünceler uygun şartlarla buluştuğu an ne güneş ne yağmur ne fırtına ne nem; önemsiz kalır gözümüzde.

Ne demişler: Yolcu yolunda gerek!

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Küçüktük


Küçük bir güneş ışığıydı yola çıkmayı körükleyen. Küçük bir işaretti yolculuğu çekici kılan. Küçük bir sevinçti sonuçta yaşatan.
Büyük bir adımdı atılan. Büyük bir istikrardı kötümserliği savan.

Çocuktuk bir zamanlar. Oyunlar oynardık, yorulmazdık.
Çocuğuz hala aslında; büyüklerimiz yanımızda olabildiği sürece.

Karamsarlığı hayatımızdan çıkarmamız gerektiğini aşılamışlardı bize onlar. En büyük inancınız bu olsun demişlerdi olumsuzlukların karşısında.

Ne yapsak da, ne yapsalar da seviyorduk birbirimizi. Yorulsak da yürümeye devam ederek… koşabileceğimizi düşünerek… 

7 Mayıs 2012 Pazartesi

/ Ödül-müş /

KavrukSusam bir ödül yollamış bana. Kendisine teşekkürlerimi sunuyor ve gereğini yapmaya başlıyorum :)

Öncelikle yazı yayınlanırken bu resim yer almalı imiş.

Sonrasında kendimiz hakkında yedi bilgi vermemiz gerekiyor imiş.
Şöyle ki:

  1. Ben hala hayal kurup zihnimde bambaşka bir gün yaşayabiliyorum. [Evet ben büyümüyorum.]
  2. Korku filmi izlemeyi sevmiyorum, korktuğumdan değil bazı sahnelere dayanamadığımdan.
  3. Yeni çıkan şarkıları takip etmiyorum.
  4. Televizyondan mümkün olabildiğinde uzak duruyorum. [Bazı programlar hariç.]
  5. Hiçbir şeyi unutmuyorum, yapılan iyiliği de kötülüğü de. [Kinci değilim; ama unutamamak elimde değil.]
  6. Sevdiğim insanlarla beraber olabildiğim sürece nerede olduğumu pek önemsemiyorum.
  7. El yazım, yavaş/hızlı/eğik/düz/büyük/küçük gibi seçeneklerde haddinden fazla çeşitlilik gösteriyor. Tek tip bir tercih görmeniz mümkün değil.

Ödüllerini almak için Sevgili kancule, 1'i yok mu?, Volkan, Özgür, CWRM, Kısaca Fdnes ' i sahneye davet ediyorum.

30 Nisan 2012 Pazartesi

Yeniden... Yine :)

Bu ay yeniliklerin, yenidenliklerin ayı oldu. Hasretle beklenen buluşmalar gerçekleşti, özlenen şehirlerde nefes alındı. Kaldığı yerden devam edildi her sohbete, her yürüyüşe, her kolkola girmelere, her gülüşlere, her tatlı tartışmalara... Kısacası her şeyin eskisi gibi olduğu test edildi ve onaylandı. Bir zamanlar rutin olan aktivitelerin tekrarlanması damarda dolaşan kana bir hız kazandırdı. Duygular karmaşasında veda, sadece bir sonraki buluşmanın yakınlığını hatırlattı zihinlere. "Hayat bize güzel!" dedirtti sessiz bakışlar. Gözler bazen ağlamaklı olsa da aslında yaşananlar bir zamanların ertelenmiş rüyası gibiydi. Güzeldi her saatiyle geçirilen zaman. Özeldi yolculuğun sonu. Çok beklendi; fakat o ilk sarılma ile bir anda silindi hafızadan uzun bekleyiş. Yalnızca o an oldu mutluluğu arttıran.

Özlüyorsam Suç Mu? demiştim aylar önce. Hissettiklerimi en yalın haliyle yazmaya çalışmıştım. İşte şimdi mükafatımı almış, umudumu sonuna kadar haketmiş, istediğimi gerçekleştirmiş bulunmaktayım. Hala o yazıyı yazarkenki duygularımla hala aynı pozitifliğimle "İyi ki!" diyorum kendime. İyi ki, inanmayı bırakmamışım.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...