Hakkımda

Fotoğrafım
Hayatı yaşanması gerektiği gibi yaşayan; aynı zamanda insan olmanın gerekliliklerini yerine getirebildiğini düşünen biri. Gülümseme ise hiçbir durumda yüzünden eksik etmediği bir davranışı. Mucizeleri bekleyen değil, onların peşinden koşan; mutluluğu ve huzuru yakalamak için elinden gelen her şeyi yapan aynı kişi.

26 Mayıs 2012 Cumartesi

Bi Olsa

Hani bazı havalar vardır: güneş, bir gösterir kendini bir çeker; bulut kapkara bir çöker üstümüze, bir kaybolur gözlerden. Yağdı yağacaktır yağmur. Yağsa da rahatlasa ortalık der dururuz. Nefes almak zorlaşır öyle sıkıntılı havada. Nemden bunalıp yakınırız şartlardan.

Böyleyiz işte biz! Memnun olamayız tamamıyla. Yetinemeyiz mevcutlarla. Eldekiler eksilmeye başlayınca bir bir, bu sefer döneriz tam tersine. Olabildiğince pişman, alabildiğince talepkar tiplere doğru yüz tutarız. Bencillik temel prensibimizmiş gibi hareket eder, bu durumdan gocunmayız.

Eğrisi doğrusu yoktur bunun. İçimizdekiyle dışımızdaki birbirine uyum sağlayana kadar yolumuz vardır. Yolumuz vardır var olmasına da yolculuk hevesi nerdedir. O da gelip yerleşti mi zihinlere, kimse tutamaz yerinde duramayan düşünceleri. Faaliyete geçmek için sabırsızlanan düşünceler uygun şartlarla buluştuğu an ne güneş ne yağmur ne fırtına ne nem; önemsiz kalır gözümüzde.

Ne demişler: Yolcu yolunda gerek!

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Küçüktük


Küçük bir güneş ışığıydı yola çıkmayı körükleyen. Küçük bir işaretti yolculuğu çekici kılan. Küçük bir sevinçti sonuçta yaşatan.
Büyük bir adımdı atılan. Büyük bir istikrardı kötümserliği savan.

Çocuktuk bir zamanlar. Oyunlar oynardık, yorulmazdık.
Çocuğuz hala aslında; büyüklerimiz yanımızda olabildiği sürece.

Karamsarlığı hayatımızdan çıkarmamız gerektiğini aşılamışlardı bize onlar. En büyük inancınız bu olsun demişlerdi olumsuzlukların karşısında.

Ne yapsak da, ne yapsalar da seviyorduk birbirimizi. Yorulsak da yürümeye devam ederek… koşabileceğimizi düşünerek… 

7 Mayıs 2012 Pazartesi

/ Ödül-müş /

KavrukSusam bir ödül yollamış bana. Kendisine teşekkürlerimi sunuyor ve gereğini yapmaya başlıyorum :)

Öncelikle yazı yayınlanırken bu resim yer almalı imiş.

Sonrasında kendimiz hakkında yedi bilgi vermemiz gerekiyor imiş.
Şöyle ki:

  1. Ben hala hayal kurup zihnimde bambaşka bir gün yaşayabiliyorum. [Evet ben büyümüyorum.]
  2. Korku filmi izlemeyi sevmiyorum, korktuğumdan değil bazı sahnelere dayanamadığımdan.
  3. Yeni çıkan şarkıları takip etmiyorum.
  4. Televizyondan mümkün olabildiğinde uzak duruyorum. [Bazı programlar hariç.]
  5. Hiçbir şeyi unutmuyorum, yapılan iyiliği de kötülüğü de. [Kinci değilim; ama unutamamak elimde değil.]
  6. Sevdiğim insanlarla beraber olabildiğim sürece nerede olduğumu pek önemsemiyorum.
  7. El yazım, yavaş/hızlı/eğik/düz/büyük/küçük gibi seçeneklerde haddinden fazla çeşitlilik gösteriyor. Tek tip bir tercih görmeniz mümkün değil.

Ödüllerini almak için Sevgili kancule, 1'i yok mu?, Volkan, Özgür, CWRM, Kısaca Fdnes ' i sahneye davet ediyorum.

30 Nisan 2012 Pazartesi

Yeniden... Yine :)

Bu ay yeniliklerin, yenidenliklerin ayı oldu. Hasretle beklenen buluşmalar gerçekleşti, özlenen şehirlerde nefes alındı. Kaldığı yerden devam edildi her sohbete, her yürüyüşe, her kolkola girmelere, her gülüşlere, her tatlı tartışmalara... Kısacası her şeyin eskisi gibi olduğu test edildi ve onaylandı. Bir zamanlar rutin olan aktivitelerin tekrarlanması damarda dolaşan kana bir hız kazandırdı. Duygular karmaşasında veda, sadece bir sonraki buluşmanın yakınlığını hatırlattı zihinlere. "Hayat bize güzel!" dedirtti sessiz bakışlar. Gözler bazen ağlamaklı olsa da aslında yaşananlar bir zamanların ertelenmiş rüyası gibiydi. Güzeldi her saatiyle geçirilen zaman. Özeldi yolculuğun sonu. Çok beklendi; fakat o ilk sarılma ile bir anda silindi hafızadan uzun bekleyiş. Yalnızca o an oldu mutluluğu arttıran.

Özlüyorsam Suç Mu? demiştim aylar önce. Hissettiklerimi en yalın haliyle yazmaya çalışmıştım. İşte şimdi mükafatımı almış, umudumu sonuna kadar haketmiş, istediğimi gerçekleştirmiş bulunmaktayım. Hala o yazıyı yazarkenki duygularımla hala aynı pozitifliğimle "İyi ki!" diyorum kendime. İyi ki, inanmayı bırakmamışım.

19 Nisan 2012 Perşembe

Ahenk İçinde...

Bazı anlar vardır, sorgulamak istemediğin.
Bazı anlar vardır, olduğu gibi kabullenmekte zorlanmadığın.
Bazı anlar vardır, mutlu edişine sebep bulamadığın.
Bazı anlar vardır, sıkılmadığın.
İşte o anlar, güzeldir.
İşte o anlar, sebepsizdir.
İşte o anlar, doğaldır.
İşte o anlar, tekrarlanması istenendir.

Kimi insanlar vardır, hep dinlenesi.
Kimi insanlar vardır, hep kaçılası.
Kimi insanlar vardır, hep konuşulası.

Kimi insanlar vardır, hep susulası.
İşte o insanlar, sakinleştiricidir.
İşte o insanlar, bencildir.
İşte o insanlar, özeldir.
İşte o insanlar, iticidir.


Yani demem o ki; siz siz olun, her rengi bünyenizde barındırın.

15 Nisan 2012 Pazar

Yok! Yok!

Hep bir cevap arama isteği... Hep bir soru cevaplama niyeti... Hep bir soru cevap ilişkisi gereği... Ne yapıyor bu insanlar yahu? Ne yapıyoruz biz böyle? Nereye kadar irdeleyeceğiz yaptıklarımızı? Ne zamana kadar anların anını kaçıracağız bu düşüncelerle?

Alınan karar alınmıştır, ne gerek vardır tekrar sorgulanmasına. Nasıl bir hastalıktır bu karmaşa. Kurtulmak istemez misin olan biteni sorup cevaplamaktan. Bırakmak istemez misin cevaplarla boğuşmayı. Dur demek istemez misin soruların seni boğmasına.

Derdin ne senin söyler misin dostum? İçini kemiren, aklını kaçırtan, gözünü kör eden, sesini kısan, yüzünü astıran... Nedir seni böylesine kararsız kılan?

Boşversene sevgili kardeşim. Yürüyüp gitsene yoluna. Ne gerek var duraklamalara? Ne gerek var dinlenme molalarına? Yol senin, geçiş hakkı senin; azaltmasana hızını.

Ah be! Kime konuşuyorum ki ben. Ne diyorum, ne duyuyorum, ne anlıyorum, ne anlaşılıyorum ki... Hepsinin öznesi, nesnesi farklı.

Ee, ne sanmıştın? Soru kelimeleri aynı diye aynı yapının sana cevap olacağını mı? İlahi sen!

Yok, yok vazgeç sorulardan ve cevaplardan. Vazgeç bu tavırlardan. Unut gitsin yargılamayı. Bırak rüzgar essin esebildiği yere olanca gücüyle.

Ne diyordun? Tamam mı devam mı? Bence sen düşünmeden "peki" de ve geç. Geç ki kararlılığın yerini korusun. Bir anlamı olsun bunun.

Neyin mi? Ne demiştim ben? Soru yok! Cevap yok! Sadece şu an var.

31 Mart 2012 Cumartesi

Baharmış Gelen

Bahar gelmiş, hoş gelmiş. Ağaçlar çiçeklenmiş, çiçekler çimenlerin arasından kendini göstermeye başlamış. Güneş göz kırpmakla kalmamış, ısıtmış içimizi. Yine geldim yamacınıza der gibi parıldamış. Baharı simgeleyen diğer belirtilerin de gözle görülür olması pek bir güzelmiş. Miş'te miş... Zaman bu konuya uymamış; yalnız bu sorun değlmiş. Önemli olan baharın her haliyle yanıbaşımızda olmasıymış. Bize düşen sadece gülümsemekmiş.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...