Hakkımda

Fotoğrafım
Hayatı yaşanması gerektiği gibi yaşayan; aynı zamanda insan olmanın gerekliliklerini yerine getirebildiğini düşünen biri. Gülümseme ise hiçbir durumda yüzünden eksik etmediği bir davranışı. Mucizeleri bekleyen değil, onların peşinden koşan; mutluluğu ve huzuru yakalamak için elinden gelen her şeyi yapan aynı kişi.

12 Temmuz 2011 Salı

Olumlu Bakış

Hayat, öyle / şöyle / böyle… Herkesin farklı bir yaklaşımı var hayata karşı. Zaman zaman anlatımların içeriği değişse de aslında hayat, her şey. Her duygudan biraz biraz barınıyor içinde. Fazla kaçan duygu dengeyi bozuyor.
Bozulan dengeyi normaline getirebilmek veya dengeyi sabit tutabilmek adına olumlu bir tutum sergilemek gerektiği söylenir. Bunu sadece sözde gerçekleştirebilenler olduğu gibi davranışlarında da gerçekleştirebilenler vardır. Hangisi olursa olsun kişi daha iyi hissedecektir, bu bir gerçek. Yalnız şöyle bir sorun var ki; sadece sözde olumlu bakabilen kişiler kendileri ile baş başa kaldıklarında durum kötüleşir. Tek başına üstesinden gelememeleri kaçınılmaz olabilir. Fakat davranışlarında da olumlu olabilen kişiler bir sonraki adımı atmak için kendilerini daha güçlü hissederler. O adımın atılmasına karar verebilmenin yanı sıra harekete geçerler. Farkında olarak yaşamayı başarabildikleri için iç huzurları daha fazladır.
Hayata baktığımız pencerenin boyutu da, gördüğü manzara da önemli değil. Bizim o manzaraya nasıl baktığımız, bakarken de ne gördüğümüz önemli. Her olumlunun arkasında bir olumsuz olabileceği gibi her olumsuzun arkasında bir olumlu olabilir. Arkasında dediğime de bakmayın, yanında da olabilir. Hangisine daha fazla anlam yüklediğiniz, yaşayacaklarınızı yönlendirecektir.
Şimdi sıra sizde, anlamlarınızı istediğiniz şekilde yükleyebilirsiniz. Kendinize dikte ettiğiniz bu yükleri, yeri geldiğinde kullanacağınızı da unutmayınız. En bolundan olumlu bakışlar... İşte böyle :D

10 yorum:

GÖK-TÜRK dedi ki...

Meclana'nın da dediği gibi '' Ne arıyorsan Sen O'sun.''

Volkan DENİZ dedi ki...

Sadece sözde olumlu bakabilmek yada bakmaya çalışmak. İşte sanırım bu, gerçek sorun. Hayatı sözde yaşamak.. Böyle yaşarkende bir pencerden bakmak. Ama sadece bakmak oluyor bu durumda tabiiki. Bir köyde sabah beşte kalkıp inekleri sağan, oradan tarlaya giden akşam eve geldiğinde havanın kararması ile uyuyan bir bakış ile şehirde yaşayan, hayatına anlam vermeye çalışarak sürekli iç huzursuzluk yaratan birinin hayata bakışı nasıl aynı pencereden olabilirki.

Bence mühim olan baktığımız pencerenin o an için doğru pencere olup olmadığını anlamaktır hayatı anlamak... İstediğin kadar olumlu yaklaş ters açıdan bakıyorsan sözde olumlu olursun...

Sevgilerle, hayat sana hep olumlu tarafından görünsün... :)

oyumben dedi ki...

Hı hı. Bardağın yarısı dolu.:))

BuRCu dedi ki...

Göktürk, ne aradığını da bilmek gerekir. Mevlana'nın sözlerini ayrıca severim, teşekkür ederim.

Volkan, doğru diyorsun. Bakış açımızı tayin etmek oldukça önemli. Bir de yaşanılan yerden ziyade insanın içindeki önemlidir diye bir düşüncem var; ama herkes için geçerli olmayabilir tabii. Çevre koşulları etki eder muhakkak; fakat hengameden sıyrılabilmek de mümkündür belki de. (İstisnalar kaideyi bozmaz sonuçta, es geçelim o düşüncemi.)
Hayat hep olumlu tarafından görünürse, belki ben de sözde yaşamış olabilirim. Olumsuzluklarla boğulmayalım en iyisi :)
Teşekkür ederim ve güzel günler dilerim.
Sevgilerle...

BuRCu dedi ki...

oyumben, bardağın diğer yarısına bakarak bile olumlu düşünmek mümkün olabilir bence. Boş kısımları gözümüzde büyütmeyelim :)
Belki de boş kısımları görüp azim artabilir. Bu da bir bakış açısı, bak olumlu düşündüm :) Hem de dolu tarafı görmeden.

Damla dedi ki...

mutsuzluğu hayat felsefesi edinenler var bir de..:))http://i1107.hizliresim.com/2011/7/12/11320.jpg

Volkan DENİZ dedi ki...

Bir şey daha söylemeden edemeyeceğim kusura bakma :)
Hep olumlu bakış adına bardağın dolu tarafını görmeye çalıştık ama sonra o bardaktaki suyu içince yarısının boş olduğunu anladık. İşte o zamanki yıkım hayatın içinde kendimizi kandırmamamız gerektiğini öğretti bize..
Yani Sevgili Burcu.. Sebep aramadan da güzelliklere ulaşırız hemde en güzeline kadar... :)
Sevgiler... Hayat gülünce güzel, olumlu düşünmek için kasılınca değil :))

BuRCu dedi ki...

Damla, onlar için durum çok vahim. Bence…
Ama karikatür güzel şimdi hakkını yemeyelim :) Teşekkürler :)


Volkan, onu da yapabildiğimiz için şanslıyız desene :)) Gülümsemek kadar kolay bir şey var mı bizler için, bence yok.
Yine doğru bir noktaya değindin, olumluluk konusunda çok başarılı olmaya da gerek yok aslında. Her şeyin sırrı bizdeydi, bunu daha önceleri de çok kez söyledik durduk.
“Güzel günler bizi bekler, eyvallah dersin olur biter.” Şarkı takıldı dilime şimdi. Güzel günlere koşalım o halde Volkan.
Son bir nokta: Kusura bakılacak bir şey yok ki, istediğin kadar yorum yazabilirsin. Eleştiriye ve fikir alışverişine açık durumdayız :)

Bir İnce Ses dedi ki...

Ya çok fazla da olumlu yaklaşamıyosun.. Bi yere kadar Pollyanna'cılık oynuyosun ama bi yerden sonra artık o da işe yaramıyo. Hani iyi bi şey de olsa kötü bi şey de olsa çoğu kişi "hayırlısı" der geçer. Ben de hayırlısı demeyi hiç sevmem. Tamam her şey de bi hayır vardır ama yaptığımız şeylerin sonuçların katlanıyoruz. Olumsuz bi durumla karşılaşınca - tabi dış etkenler yoksa- hayırlısı denmemeli. Olumlu bakmak diye bi şey yok bile diyebilirim. Olumlu bakmak için olumsuzu görmemek gerek..

BuRCu dedi ki...

Açıkçası çok da fazla katılmıyorum düşüncene Bir ince ses, özellikle son cümlene. Olumlu bakmak demek olumsuzu görmemek değildir, bence. Demişsin ya, yaptığımız şeylerin sonuçlarına katlanıyoruz diye. Katlanmak zorunda kaldığımız sonucu hazırlayan biziz, yine dediğin gibi dış etkenlerin etkisi daha fazla değil ise. Tamamen bizim seçimlerimizle olumsuz bir sonuç elde ettiysek bunu görmek, kabullenmek ve ona göre devam etmek gerekir. ‘Olumsuz oldu, yıkıldım, bitti, mahvoldu’ gibi yakınmaların arkasına gizlenerek altından kalkamayız, bunu söylemek istiyorum.

Hayırlısı demek bazen gereklidir. Evet, bir sığınak değildir, o konuda haklısın. Alışkanlık haline gelmemeli, bir şey olmuyorsa olmuyordur ya da başımıza geldiyse gelmesi gerekmiştir. İsyan etmek de yersiz, bence. Kendimizi ya da etrafımızdaki suçlamak için harcadığımız enerjiyi yenilenmek için kullanmak daha yerinde değil mi sence de?

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...