Hakkımda

Fotoğrafım
Hayatı yaşanması gerektiği gibi yaşayan; aynı zamanda insan olmanın gerekliliklerini yerine getirebildiğini düşünen biri. Gülümseme ise hiçbir durumda yüzünden eksik etmediği bir davranışı. Mucizeleri bekleyen değil, onların peşinden koşan; mutluluğu ve huzuru yakalamak için elinden gelen her şeyi yapan aynı kişi.

8 Temmuz 2011 Cuma

‘Pişmanlık’ Dedi Biri

Pişman olma durumunun yaratacağı etkileri bilirsiniz. Derin düşünceler, net olamama, biraz üzüntü, fazlaca kendine kızgınlık, etrafta suçlu arama ve dahası.

“Pişmanlığın da devam edeceği bir sınır olmalıdır” gerçeğini göz ardı edenler, kendilerini üzmeye devam ededursunlar. Biz biraz düşünelim pişmanlık hakkında.

En büyük pişmanlık nedir sizce? Akla gelenleri uygulamamak mı yoksa ölçüp biçmeden uygulananlar mı? Hangisi daha ağır pişmanlıklara sebep olur ya da ikisi kısmen eşit midir? Tercihlerin ve davranışların sonuçları istenildiği veya tahmin edildiği gibi olmayınca ortaya çıkan o ruh halinin başlangıcının neresi olduğu o anda çok önemli değildir aslında. Yalnızca, sonrakiler için yol gösterici olacaktır kişiye.

Karar verebildiniz mi? Aklınızda yer edinmesine rağmen uygulamaktan çekindikleriniz… Sırf aklınıza düştü diye değerlendirmeden hayata geçirdikleriniz… Ağır basan sebep kişiye göre değişebilir belki. Dikkat edilmesi gereken pişmanlık sonrası izlenecek yol ve takınılacak tavır.

Yaptıklarınız kadar yapmadıklarınız da pişmanlık yaratabilir. Hatta ikisi birden çalışıyor da olabilir. Onlar durmaz; siz durun. Doğru adım atmak için düşünmek lazım; lakin düşünmeyi de abartmamak lazım.     

O el, sizin eliniz olabilir mi?

20 yorum:

ÖZGÜR dedi ki...

Benimkini sorarsan eğer; en büyük pişmanlıklarımda her zaman düşünmeden söylediğim sözler vardır.Eğer hala o tür pişmanlıkları yaşıyor musun diye soracak olursan da cevabım; hayır. Çünkü; artık yapılmış yapılmamış, söylenmiş söylenmemiş herşeyin bir sebebi olduğunu öğrendim.Sevgiyle...

Kaka Kuka dedi ki...

Benim hiç pişmanlığım olmadı size pişmanım diyebilirmiyim teyze ? :))))

Mutfak dili dedi ki...

Burcu hanım sitenizde o kadar ben buldum ki. Neresin okudum benim düşündüklerim, benim hissim, Ben ve ben sanki siteniz. YAzılar o kadar tanıdık ki. Çok ilginc. Acaba aynı burc olduğumuz için mi?
Ben de çokkkkk pişmanım çok.Her şeyde kararsızm ve düşünmeden addım atarım sonuç tabi ki pişmanlık.
Gönlünüze saglık.
Sevgiler..

oyumben dedi ki...

Pişman olmadığım için pişmanım. Hö?

BuRCu dedi ki...

Özgür, son cümlene katılmamak elde değil. Her şeyin bir sebebi var, o an öyle uygun gördük, o sebebe uygun davrandık. ‘Sebebi olduğunu bilmek rahatlatır mı her zaman’ sorusu biraz karışık cevaplar içerir gibi geliyor bana. Gördüğüm kadarıyla tabii.
Sevgilerimle…

Kaka Kuka, hiç pişmanlığım olmadı diyorsan bu işte bir yanlışlık var yeğen :)
Parantez içinde belirtiyorum: Teyze demeni kabul etmiş gibi gözüksem de öhöm öhöm diyorum :D

BuRCu dedi ki...

Mutfak dili, sözleriniz için teşekkür ediyorum. Yazdıklarımın bazıları birebir kendi hislerim olsa da bazıları gözlem sonucu düşüncelerimin yansıması. Benimle ilgili olanlarda kendinizi bulduysanız sebebi burçlar mıdır bilemem; ama buna daha önce ben de şahit oldum :) Aslında çoğumuz başka birimizin yaşamında bir parça kendimizden görebiliyoruz.

Benim pişmanlıklarım o kadar çok değil. En azından pişmanlıklarımın beni boğmasına izin vermiyorum. O yüzden çoğalamıyorlar diye düşünüyorum. Pişmanlıklarınızın daha az olacağı günler dilerim.
Sevgiler…

oyumben, bir bakıma yaptığın ya da yapmadığın bir şeyin ikinci adımını atmadığın için bu pişmanlık o zaman. Bu kademeyi düşünmemiştim :)

hayalhanem dedi ki...

bir de pişman olmak korkusu var, insanı kararsızlığa sürükler. aklına bi şey gelir, ya ilerde pişman olursam, ya da yapmadığım için pişman olursam diyerek bir türlü karar veremezsin. misal ben :)

BuRCu dedi ki...

"Bu pişmanlığın sonucunda kendime 'iş işten geçti artık' diyorum" dersen tam olacak :) Kararsızlık çok sakıncalı olabiliyor, kaç ondan kaç :)

oyumben dedi ki...

Bir hikaye:
“Adamın biri bilge bir kral olmakla ün salmış olan kralın yanına gider. Krala şunu sorar: “Efendim söyleyin bana hayatta özgürlük varmadır?”

“Elbette” der. “Kaç bacağın var senin?”

Adam soruya şaşırarak “iki efendim” der.

Kral, “Pekala, tek bacağının üstünde durabilir misin?”

“Elbette” diye cevap verir adam.

Kral, “O halde hangi bacağın üstünde duracağına karar ver.”

Adam biraz düşünür ve sol bacağı üstünde durmaya karar verir.

“Tamam” der kral. “Şimdi de öteki bacağını kaldır.”

Adam şaşırır. “Bu imkansız kralım” der.

“Gördün mü?” der kral “özgürlük budur. Sadece ilk kararı almakta özgürsün. Ondan sonrasında değil.”

Hayat gerçekten böyledir, ilk kararı alırsın ve gerisi o ilk karara bağlı olarak gerçekleşir. Hayat hata kabul etmez. İlk kararın doğruysa işler yolunda gider ama eğer yanlış bir karar aldıysan her şey zincirleme yanlış gider.

Hayat kararlardan ibarettir ve kararlar birer kibrittir. Doğru yerde ateşlediğinde seni ısıtır, çorbanı kaynatır. Yanlış yerde ateşlediğin vakit ise içinde bulunduğun evle birlikte seni de yakar.

Hayat öyle basite alınacak bir oyun değildir. Oyunun kurallarını bilmen ve ona göre oynaman gerekir.

Ama çoğu zaman oyunun kurallarını bilmek de yetmez. Çok daha önemli olan başka bir şey vardır: Kendini bilmek… Ne istediğini, neyin seni mutlu edeceğini ve kim olduğunu, neler yapabileceğini bilmek zorundasın. Ancak o zaman doğru kararlar verir ve mutlu bir hayata sahip olursun.

Ve kararlar birer kibrittir; ya kendini yakarsın ya da ısıtırsın.”

Bu arada her ne kadar seçme özgürlüğümüz olsa da dünyaya gelmeyi ve insan olmayı seçme hakkımız asla olmayacak.

BuRCu dedi ki...

Hikaye için teşekkür ederim. Çok anlamlı.

Kibritleri her zaman doğru yerde yakamayız belki; ama yanlış yanmalardan da bir kazancımız oluyordur elbet. Ve bir şekilde "kendimizi bildiğimiz sürece" doğru kibritleri tutuşturmayı öğreniyoruz.

Hayatta özgür olduğumuzu düşünmeyenlerdenim. En azından bazı şeylerin 'sadece' bizim elimizde olduğuna inanmıyorum.

komançi dedi ki...

en büyük pişmanlıklar tekrarının gelmeyeceğini bildiğimiz konular. şunuda belirteyim nasihati veren genelde yapmamış olandır. yapmamanın verdiği pişmanlıkla nasihatini eder. :)

BuRCu dedi ki...

:) Büyüklerimizden genelde öyle dinleriz değil mi? "Şurama (bağrını gösterir) oturur yıllardır" diyerek biter genelde hani.

Yapmamış olmak bir daha yapamayacak olmak anlamına da gelmeyebiliyor aslında.

komançi dedi ki...

ama yapabilme ihtimalinin düşük oldugunuda içerir . imkansız yoktur imkan varsa :)

BuRCu dedi ki...

İhtimal düşük olsa da imkan yaratılıp yaratılmayacağına bakmak gerek :)

komançi dedi ki...

zorla yaptırıcaksın :))

BuRCu dedi ki...

İmkansız yoktur dediğine göre yapmamaya odaklanan biri olmamalısın :)

Bu arada yapmamak daha akıllıca ise dokunmamakta yarar vardır, herhalde.

komançi dedi ki...

kesinlikle ama bazen insan neticesini düşünmeden yapmak istiyorbazı şeyleri ..

BuRCu dedi ki...

İşte o da ölçüp biçmeden uygulananlara giriyor. Bazen kendimize bazen çevremize negatif etki ediyor.

Volkan DENİZ dedi ki...

Anlık kararların peşinden giderek oluşan yanlışlıkları pişman olunacak sebep sayarız. Oysa o anlık kararlardır kişiyi hayata bağlayıp özgürlüğü hissetmesini sağlayan. Her şey bir başlangıç üzerinde kurgulanmış gibi dursa da aslında kurgu diye bir şey yoktur. Hepsini yaşayan da biziz, olacakların sorumlusu da..
Pişman olmamak için, pişman olunacak ortamlar yaratmamak adına, pişman olmaktan korkmamak gerek. Çünkü kusursuz insan olamayacağına göre pişmanlıkların olmaması da mümkün değildir. O halde mühim olan pişmanlıklarımızı anlayabilmek ve hayatımızı da pişmanlıklarımıza göre kurgulamak yerine olduğu gibi yaşamaya çalışmak..
sevgilerle Burcu, güzel bir yazıydı..

BuRCu dedi ki...

Teşekkür ederim Volkan.
Pişmanlıklarımızı anlayabilmek ve sorumluluğu hissedip yeni kararlara doğru yol almak hayatımız için yapabileceğimiz mantıklı ve güzel bir durum.
Sevgiler, saygılar.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...